<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı Yaşam &#187; Genel Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.dersimizsaglik.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dersimizsaglik.com</link>
	<description>Sağlıklı yaşamanın online yolu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Aug 2010 09:00:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Sahurda çay içilir mi?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/sahurda-cay/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/sahurda-cay/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 09:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=3377</guid>
		<description><![CDATA[Sahurda çaya dikkat! Yrd.Doç.Dr. Özenoğlu uyardı: Sahurda çok fazla çay içmeyin. Açık ve limonlu çay için! Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Yrd.Doç.Dr. Aliye Özenoğlu, “Çok çay içilmesi vücudun susuz kalmasına neden olur. Bu nedenle, sahurda çay içmek isteyenler açık ve limonlu 1-2 bardak ile yetinmelidir. İftarda çay tüketmek isteyenlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sahurda çaya dikkat!</strong></p>
<p>Yrd.Doç.Dr. Özenoğlu uyardı: Sahurda çok fazla çay içmeyin.</p>
<p><strong>Açık ve limonlu çay için!</strong></p>
<p>Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Yrd.Doç.Dr. Aliye Özenoğlu, <em>“Çok çay içilmesi vücudun susuz kalmasına neden olur. Bu nedenle, sahurda çay içmek isteyenler açık ve limonlu 1-2 bardak ile yetinmelidir. İftarda çay tüketmek isteyenlerin yemekten en az 1 saat sonra çay içmeye dikkat etmeleri yararlı olur”</em> dedi.<span id="more-3377"></span></p>
<div id="attachment_3378" class="wp-caption alignright" style="width: 210px"><img class="size-full wp-image-3378" title="cay" src="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//cay.jpg" alt="" width="200" height="206" /><p class="wp-caption-text">Sahurda çayı az tüketmek gerekiyor</p></div>
<p>Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Yrd.Doç. Dr. Aliye Özenoğlu, Ramazan ayında oruç tutan kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiğini söyledi. Ramazan ayıyla birlikte yorulan vücuttaki tüm sistemlerin dinlendiği ve metabolizmanın da yeniden düzenlendiğini belirten Özenoğlu, beslenme saatlerinin değişmesine rağmen, günlük alınması gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranlarının aynı kaldığını belirtti. Sahurda aşırı çay içilmemesi gerektiğini açıklayan Yrd.Doç.Dr. Aliye Özenoğlu, şöyle dedi:</p>
<p><strong>Neden az çay içmeliyiz?</strong></p>
<p><em>“Çayın içerdiği teofilin maddesi idrarla su atımını artırır, vücudun susuz kalmasına ve sodyum-potasyum dengesinin bozulmasına neden olur. Bu nedenle, sahurda çay içmek isteyenler açık ve limonlu 1-2 bardak ile yetinmelidir. İftarda çay tüketmek isteyenlerin ise yemekten en az 1 saat sonra çay içmeye dikkat etmeleri yararlı olur.”</em></p>
<p><strong>Ramazanda 4 öğün yapın!</strong></p>
<p>Yrd.Doç.Dr. Özenoğlu, öğünleri 2 ana öğün yerine,</p>
<ul>
<li> iftar,</li>
<li>akşam yemeği,</li>
<li>yemek sonrası ara</li>
<li>sahur</li>
</ul>
<p>olmak üzere 4 öğüne bölünmesinin daha yararlı olacağını bildirirken şöyle konuştu:</p>
<p><em>“İftarı çorba ve kahvaltılıklarla hafif geçirmeli, yarım saat kadar sonra akşam yemeği ve bundan 2 saat sonra da ara öğün yapılması daha doğru olur. Yemekte kızartılmış, kavrulmuş, yağ içeriği yüksek besinler yerine haşlama, ızgara ve fırında pişirilmiş sebzeler, et yemekleri ve salataların tercih edilmesi gerekir.”</em></p>
<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Yrd.Doç.Dr. Özenoğlu oruç sebebiyle kabızlık, sindirim güçlüğü ve şişkinlik, halsizlik ve yorgunluk, şeker düşmesi ve kas krampları gibi çeşitli sağlık sorunlarının da ortaya çıkabileceğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/sahurda-cay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bal zehirlenmesi nedir?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/bal-zehirlenmesi/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/bal-zehirlenmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 01:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bakla zehirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bal zehirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[patates zehirlenmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=3372</guid>
		<description><![CDATA[Bal Zehirlenmelerine Dikkat Filizlenmiş patates ile arıların bazı yabani çiçeklerinin nektarlarından ürettikleri balın ciddi sonuçlar doğurabilecek zehirlenmelere yol açabileceği belirtildi. Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Tayar, gıdaların doğada genellikle temiz olarak bulunduğunu belirtti. Ürünlerin tarlada üretiminde, nakliye, muhafaza, pazarlanması ve tüketilmesi aşamasında çeşitli etkenlere bağlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bal Zehirlenmelerine Dikkat</strong></p>
<p>Filizlenmiş patates ile arıların bazı yabani çiçeklerinin nektarlarından ürettikleri balın ciddi sonuçlar doğurabilecek zehirlenmelere yol açabileceği belirtildi.<span id="more-3372"></span></p>
<p>Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Tayar, gıdaların doğada genellikle temiz olarak bulunduğunu belirtti.</p>
<div id="attachment_3373" class="wp-caption alignright" style="width: 247px"><img class="size-medium wp-image-3373" title="bal" src="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//bal-237x300.jpg" alt="Bal zehirlenmelerine dikkat" width="237" height="300" /><p class="wp-caption-text">Bal zehirlenmelerine dikkat</p></div>
<p>Ürünlerin tarlada üretiminde, nakliye, muhafaza, pazarlanması ve tüketilmesi aşamasında çeşitli etkenlere bağlı olarak zararlı hale gelebildiğini ifade eden Tayar, gıda zehirlenmelerinin dünyada önemli sorun olarak dikkati çektiğini söyledi.</p>
<p>Gıda zehirlenmelerinin birçok nedene bağlı olarak gerçekleştiğini anlatan Tayar, bakteri, virüs, küflerin bulaşması, bazı kimyasal maddelerin yoğunluğu gibi etkenlerin zehirlenmelere yol açabildiğini bildirdi.</p>
<p>Tayar, bazı gıdaların bileşiminde bulunan kimyasalların öldürücü etkiye sahip olabildiğini belirterek, şöyle konuştu: &#8220;Bazı bal ve mantar türleri, baklanın taneleri ve çiçekleri ile yeşillenmiş ve filizlenmiş patatesler zehirlenmelere yol açabiliyor.</p>
<p>Karadeniz bölgesinde rastlanan zehirli bal, arıların bazı yabani bitki çiçeklerinin nektarından ürettikleri üründür. Bu tip ballar halk arasında acı bal ya da deli bal olarak da biliniyor.</p>
<p><strong>Bal Zehirlenmesinin Belirtileri Nelerdir?</strong></p>
<p>Bu balın 50-100 gram kadarı yetişkin insanları zehirlemek için yeterli olmaktadır. Zehirlenmede şu belirtiler görülmekte:</p>
<ul>
<li>karın ağrısı,</li>
<li>bulantı,</li>
<li>kusma,</li>
<li>ishal,</li>
<li>baş dönmesi,</li>
<li>göz kararması,</li>
<li>ağız ve deride yanma,</li>
<li>fazla terleme ve düzensiz kalp atışı,</li>
<li>ağız çevresinde ve kollarda duyarsızlık gibi belirtiler görülür.</li>
</ul>
<p>Nadir de olsa ölüm görülebilir. Dünyada en fazla bal zehirlenmelerinin Türkiye’de olduğu bilinir.</p>
<p>Tayar, bazı mantar türlerinin de ciddi zehirlenmelere yol açabildiğini ifade ederek, mantarların yol açtığı zehirlenmelerin erken görülen şeklinin 15 dakika, geç olanının ise 6-15 saat içinde ortaya çıktığını söyledi.</p>
<p><strong>Bakla ve Patates Zehirlenmeleri</strong></p>
<p>Tayar, bakla tanelerinin tüketimi ya da çiçeklerinin koklanmasının bazı duyarlı kişilerde anemi ile karakterize bir hastalığa neden olabildiğini belirtti.</p>
<p>Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinde taze ürün zamanında rastlanan bakla zehirlenmelerinin daha çok oyun çağındaki çocuklarda görüldüğünü ifade eden Tayar, baklanın tüketilmesinden sonraki 12-48 saat, çiçeğinin koklanmasından ise 6 saat sonra belirtilerinin ortaya çıktığını anlattı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/bal-zehirlenmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tiroid ilacı zayıflamak amacıyla kullanılır mı?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/tiroid-ilaci-zayiflama/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/tiroid-ilaci-zayiflama/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 17:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Form-Kilo-Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid hormonu]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[tiroksin]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=3126</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Yüksek dozda tiroid hormonu kullanarak metabolizmayı hızlandırmak, yağ dokularını eritmek ve şişmanlığın önüne geçmek doğal bir zayıflama yöntemi sayılabilir mi? Cevap: Herhangi bir ürünün doğal olması, o ürünün serbestçe kullanılabilir olduğu anlamına gelmez. Sokrates, baldıran otu ile zehirlenmişti. Baldıran otu sentetik bir ilaç değil, bir bitkidir. Yüksek dozda digital ile intihar etmek mümkündür. Digitalin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Soru:</h3>
<p>Yüksek dozda tiroid hormonu kullanarak metabolizmayı hızlandırmak, yağ dokularını eritmek ve şişmanlığın önüne<br />
geçmek doğal bir zayıflama yöntemi sayılabilir mi? <span id="more-3126"></span></p>
<h3>Cevap:</h3>
<p>Herhangi bir ürünün doğal olması, o ürünün serbestçe kullanılabilir olduğu anlamına gelmez. Sokrates, baldıran otu ile zehirlenmişti. Baldıran otu sentetik bir ilaç değil, bir bitkidir. Yüksek dozda digital ile intihar etmek mümkündür. Digitalin kaynağı da yüksük otudur. Yılan zehiri doğaldır, hiçbir fabrikanın ürünü değildir. Demek ki, &#8216;doğal olandan zarar gelmez&#8217; anlayışı ya aldanmaca, ya aldatmacadır. Tiroid hormonu çok ucuz bir ilaçtır. Özellikle Türkiye&#8217;de en ucuz ilaçlar tiroid hormonlarıdır. Bu kadar ucuz bir ilacı bol miktarda kullanarak metabolizmayı hızlandırabileceğimiz gerçeği de tıp fakültelerinin üçüncü sınıflarında öğrenilir. Maalesef bazı doktorlar bu ilaçları şişmanları zayıflatmak için kullanıyor. Oysa gerekmediği halde tiroid hormonu kullanmak çok tehlikeli olabilir. Örneğin orta yaşın üzerindeki hastalarda aşırı dozda &#8216;tiroksin&#8217; kalp yetmezliğine yol açar. Tiroid hormonlarıyla insanları zayıflatmak meslek ahlakıyla bağdaşmıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/tiroid-ilaci-zayiflama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bıyıklarım çıkar mı?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/biyiklar/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/biyiklar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 15:20:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bıyık]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklik hormonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=3132</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Bıyıklarım çıkar mı? Erkeklik hormonum yapılan testler sonucu düşük çıktı. Sakal ve bıyığım çok az çıkıyor. Kaslarım çok zayıf ve boyum kısa. İğne ya da hormon ilaçlarından kullansam olur mu? Boyum uzar, sakallarım çıkar mı? Hormon ilaçlarının yan etkisi var mı? Bu ilaçlar eczanelerde satılır mı? Cevap: Hormonların bilinçsiz kullanılması yarar değil, zarar verir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Soru:</h3>
<p><strong>Bıyıklarım çıkar mı?</strong><br />
Erkeklik hormonum yapılan testler sonucu düşük çıktı. Sakal ve bıyığım çok az çıkıyor. Kaslarım çok zayıf ve boyum kısa. İğne ya da hormon ilaçlarından kullansam olur mu? Boyum uzar, sakallarım çıkar mı? Hormon ilaçlarının yan etkisi var mı? Bu ilaçlar eczanelerde satılır mı?<span id="more-3132"></span></p>
<h3>Cevap:</h3>
<p>Hormonların bilinçsiz kullanılması yarar değil, zarar verir. Kesinlikle bir uzman doktor kontrolü olmadan hiçbir hormon ilacı, ne amaçla olursa olsun, kullanılmamalıdır. Hormonlar vücuttaki tüm diğer hormonları ve diğer mekanizmaları etkileyerek hiç istenmeyen yan etkilere yol açabilirler. Sadece uzman doktor kontrolünde ve eksik olanın yerine konulması için gerekli dozda hormon kullanılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/biyiklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bitkisel Kürleri Kullanırken Dikkat Edilecek Noktalar</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/bitkisel-kurler/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/bitkisel-kurler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 08:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bitkilsel kürler]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=3005</guid>
		<description><![CDATA[• Verilen bitki kürlerine üç hafta devam edilip, 1 hafta ara verilmesi tavsiye edilir. • Bahsedilen kürleri, doktorunuza danışmadan asla kullanmamalısınız. • Hamile bayanların, kadın doğum uzmanına danışmadan kürleri kullanması sakıncalıdır. Birçok bitkinin düşük riskini artırdığı unutulmamalıdır. • Aktarlardan bitkileri alırken, o yılın bitkisi olmasına, küflü ve ıslak olmamasına dikkat edilmelidir. •Verilen kürler hasta tedavi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>• Verilen bitki kürlerine üç hafta devam edilip, 1 hafta ara verilmesi tavsiye edilir.<br />
• Bahsedilen kürleri, doktorunuza danışmadan asla kullanmamalısınız.<br />
• Hamile bayanların, kadın doğum uzmanına danışmadan kürleri kullanması sakıncalıdır. Birçok bitkinin düşük riskini artırdığı unutulmamalıdır.<span id="more-3005"></span><br />
• Aktarlardan bitkileri alırken, o yılın bitkisi olmasına, küflü ve ıslak olmamasına dikkat edilmelidir.<br />
•Verilen kürler hasta tedavi etmek amacıyla değil, sağlıklı yaşamak ve hastalıklardan korunmak amacıyla tavsiye edilmiştir.<br />
• Bitkilerin toksite değerleri ve doz aşımları dikkate alınmalıdır. Kürlerin karışımdan ziyade tek tek demlenerek, içilmesi önerilir. &#8220;Bitki demlemek&#8221;, bitkinin şifalı kimyasallarının ayrılıp suya geçmesi için 10 ile 20 dakika bekletilmesi demektir.<br />
• Bitki çaylarını fincan ya da bardakla içtiğimizde, kaynamış suya konulan bitkiler, içindeki etken maddelerini suya bırakır. 100 derece kaynatmış olduğunuz su, fincana konulduğunda aralarında ısı iletişimi olduğundan dolayı, ortalama 30 derece düşerek, 65-70 dereceyi bulur. Ayrıca bunun içine 25-30 derece ısıda bulunan bitki konulduğunda, suyun ısısı iyice düşeceğinden bitkinin demlenmesi mümkün olmaz. Bu şekilde bitki içindeki etken maddelerin açığa çıkıp suya geçmesi mümkün olmayacağından, bitki çayının bedene gereken etkiyi göstermesi mümkün değildir.<br />
• Demleme poşetlerinin minimum 200-250 gramlık suda demlenmesi gerekirken, Türkiye&#8217;de böyle bir kültür oluşmadığından dolayı çaylar küçük fincanlarda demlenir. Bu nedenle oluşan acı tattan kurtulmak isteyenler, tatlandırmak için çayın içine fazla şeker koymayı tercih eder. Unutmamalıdır ki bu şekilde içilen bitki çayları fayda yerine zarar verir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/bitkisel-kurler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prezervatif kullanmadım partnerim hamile kalır mı?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/prezervatif-hamile/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/prezervatif-hamile/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Apr 2010 22:36:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[prezervatif]]></category>
		<category><![CDATA[sevgilim hamile]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2877</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Partnerimle ilişkiye girdim ve prezervatif kullanmadım. Dışarı boşaldım ancak içeri damlamış olmasından korkuyorum. İlk ilişkimizdi, partnerin hamile kalır mı? Cevap: Değerli okurum, hamile kalmaz diye düşünüyorum. Ama doğanın garip mucizeleri vardır. Hiç olmaz demeyeceğim ama bu çok zayıf bir ihtimal. Ayrıca gebelik olmaması için başka nedenler var. Sen şimdilik keyfine bak, rahatını kaçırma.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Soru:</h3>
<p>Partnerimle ilişkiye girdim ve prezervatif kullanmadım. Dışarı boşaldım ancak içeri damlamış olmasından korkuyorum. İlk ilişkimizdi, partnerin hamile kalır mı?<span id="more-2877"></span></p>
<h3>Cevap:</h3>
<p>Değerli okurum, hamile kalmaz diye düşünüyorum. Ama doğanın garip mucizeleri vardır. Hiç olmaz demeyeceğim ama bu çok zayıf bir ihtimal. Ayrıca gebelik olmaması için başka nedenler var. Sen şimdilik keyfine bak, rahatını kaçırma.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/prezervatif-hamile/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kocamı aşırı derecede kıskanıyorum</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/asiri-kiskanclik/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/asiri-kiskanclik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 19:41:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı kıskançlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2724</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Kocamı aşırı derecede kıskanıyorum 35 yaşında, evli, alımlı ve güzel bir kadınım. Kocamı aşırı derecede kıskanıyorum. O kadar ki uyurken rüyasında başka kadınlarla birlikte olmasın diye kocamın cinsel organını elimle tutup uyuyorum. Bana ne tavsiye edersiniz? Cevap: Tut, kaçmasın Goncacığım. Bugünlerde erkek milletine güvenilmiyor. Sen ne güzel mışıl mışıl uyuyorsun. O da nesi?&#8230; Adam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Soru:</h3>
<p><strong>Kocamı aşırı derecede kıskanıyorum</strong><br />
35 yaşında, evli, alımlı ve güzel bir kadınım. Kocamı aşırı derecede kıskanıyorum. O kadar ki uyurken rüyasında başka kadınlarla birlikte olmasın diye kocamın cinsel organını elimle tutup uyuyorum. Bana ne tavsiye edersiniz?<span id="more-2724"></span></p>
<h3>Cevap:</h3>
<p>Tut, kaçmasın Goncacığım. Bugünlerde erkek milletine güvenilmiyor. Sen ne güzel mışıl mışıl uyuyorsun. O da nesi?&#8230; Adam bedeni yatakta bırakıp uçmuş. Bak çapkının oyununa. Gidip girdi bir kadının koynuna. Kadın memnun, adam keyiften uçuyor. O da nesi? Ortada yok ufaklığın ne sesi ne de nefesi. Kan ter içinde uyanıyor. Elleriyle aşağılarda bir şeyleri yokluyor. Senin elinin içinde aradığını buluyor. Rüyasına giren kadın da sayende namusunu kurtarıyor. Ama o günden sonra kıskançlık ve stresten eşinin dalları kuruyor. Goncagülün gülü soluyor. Bu kadar baskının ve kıskançlığın sonu da böyle oluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/asiri-kiskanclik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çikolata yemek felç riskini azaltıyor</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/cikolata-felc/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/cikolata-felc/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 11:28:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2721</guid>
		<description><![CDATA[Felç riskine karşı çikolata yiyin Uzmanlar, çikolata yiyen kişilerde oluşabilecek felç riskinin, çikolata yemeyen kişilere oranla daha az olduğunu ortaya çıkardı. İngiliz uzmanların çeşitli yaşlardaki 50 bin kişinin katılımıyla yaptığı araştırma düzenli olarak çikolata yiyenlerde felç riskinin, diğerlerine oranla yüzde 22 daha az olduğunu ortaya koydu. Kanadalı uzmanlar ise felç geçirdikten sonra haftada 50 gram [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Felç riskine karşı çikolata yiyin</strong></h3>
<p>Uzmanlar, çikolata yiyen kişilerde oluşabilecek felç riskinin, çikolata yemeyen kişilere oranla daha az olduğunu ortaya çıkardı.<span id="more-2721"></span></p>
<p><a href="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//cikolata.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2722" title="Çikolata-Felç Riski" src="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//cikolata.jpg" alt="" width="200" height="150" /></a>İngiliz uzmanların çeşitli yaşlardaki 50 bin kişinin katılımıyla yaptığı araştırma düzenli olarak çikolata yiyenlerde felç riskinin, diğerlerine oranla yüzde 22 daha az olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Kanadalı uzmanlar ise felç geçirdikten sonra haftada 50 gram çikolata tüketmeye başlayanlarda bu hastalıktan ölme riskinin, yemeyenlere oranla yüzde 46 azaldığını belirledi.</p>
<p>Uzmanlar, “Felç riskini azaltmak için haftada bir paket çikolata tüketmek yeterli. Çikolatanın antioksidan özelliği felce kalkan oluşturuyor” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/cikolata-felc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kışın neden depresyon olur?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/kis-depresyon/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/kis-depresyon/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 20:36:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2576</guid>
		<description><![CDATA[Kış ayları depresyon nedeni Uzmanlar, kış aylarının insanlarda depresyona neden olduğunu belirtiyor&#8230; Konya’da Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüstem Aşkın, kış depresyonunun mevsimsel bir hastalık olduğunu belirterek, “İnsanlar güneşli havalarda daha neşeli olurken, kış aylarında durgun, hüzünlü ve huzursuz olurlar. Havaların kapalı ve soğuk olması insanların sosyal etkinliklerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ff6600;"><strong>Kış ayları depresyon nedeni</strong></span></h3>
<p><em>Uzmanlar, kış aylarının insanlarda depresyona neden olduğunu belirtiyor&#8230;<span id="more-2576"></span></em></p>
<p>Konya’da Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüstem Aşkın, kış depresyonunun mevsimsel bir hastalık olduğunu belirterek, “İnsanlar güneşli havalarda daha neşeli olurken, kış aylarında durgun, hüzünlü ve huzursuz olurlar. Havaların kapalı ve soğuk olması insanların sosyal etkinliklerini ve hareket kabiliyetlerini kısıtlıyor” dedi.</p>
<p><a href="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//kis-ayi.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2577" title="Kış ve Depresyon" src="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//kis-ayi.jpg" alt="" width="200" height="168" /></a>Aşkın, bu tür havalardan etkilenen kişilerin, depresyona girmemek ve hastalığa yakalanmamak için, yürüyüş yapabileceğini, kapalı alanda sportif ve sanatsal faaliyetlere katılabileceğini söyledi.</p>
<p>Müziğin ve hobilerin, insanların ruh halini pizitf etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Rüstem Aşkın, “Kişiler, bu hastalık ve ruh hali karşısında, kendisini organize etmelidir. Buna yönelik sınırlamalardan ve mazeretlerden sıyrılarak çaba göstermelidir.</p>
<p>Eğer bu tür etkinlikler ve çalışmalar rahatlamaya yetmiyorsa, profesyonel yardım almaları ve hekime başvurmaları söz konusudur” diye konuştu.</p>
<p>Taner ORAL/KONYA (DHA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/kis-depresyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elektrofobi nedir?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/elektrofobi-nedir/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/elektrofobi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 20:40:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[elektrofobi]]></category>
		<category><![CDATA[Radyoaktivite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2647</guid>
		<description><![CDATA[Yeni korkumuz &#8216;elektrofobi&#8217; Yeni teknolojilerin, insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirmey &#8216;elektrofobi&#8217;nin ortaya çıkmasına neden oluyor&#8230; İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, elektromanyetik dalga spekturumunun kozmik ışımalardan nükleer radyasyona, ultraviyoleden kızılötesi ışımaya karar geniş alanda bulunduğunu ve mikrodalga fırın, cep telefonu, baz istasyonu, telsiz yayınları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ff6600;"><strong>Yeni korkumuz &#8216;elektrofobi&#8217;</strong></span></h3>
<p>Yeni teknolojilerin, insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirmey &#8216;elektrofobi&#8217;nin ortaya çıkmasına neden oluyor&#8230;<span id="more-2647"></span></p>
<p>İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, elektromanyetik dalga spekturumunun kozmik ışımalardan nükleer radyasyona, ultraviyoleden kızılötesi ışımaya karar geniş alanda bulunduğunu ve mikrodalga fırın, cep telefonu, baz istasyonu, telsiz yayınları, yüksek gerilim hatları, tıbbi cihazlardaki sistemlerin hepsinin elektromanyetik dalga yaydığını anlattı.</p>
<p><a href="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//elektrofobi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2648" title="Elektrofobi" src="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//elektrofobi-233x300.jpg" alt="" width="233" height="300" /></a>Kalkan, 1930’lardan bu yana yüksek frekanslı görünür ışığın öldürücü olabileceğinin bilindiğini ve buna yönelik olarak alınan tedbirlerin bazılarını, &#8220;tedavi amaçlı kullanılıyorsa doz belirlenmesi&#8221;, &#8220;ultraviyoleden korunmak için fazla güneşe çıkmama uyarısı&#8221;, &#8220;hamilelerin röntgen çektirmemesi&#8221; şeklinde sıraladı.</p>
<p>Prof. Dr. Kalkan, yeni teknolojiler insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirmeyle, toplumda teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratıldığını ve bunun &#8220;elektrofobi&#8221;ye dönüştüğünü belirterek, şunları anlattı: &#8220;Koruyucu hekimli tedaviden önce gelmeli.</p>
<p>Elektrofobinin oluşmaması için ne doğru bilgilendirmek lazım. Hangi cihazı kullanıyorsun?, Ne kadar enerji yayıyor? Bunun zararlı sınırı ne kadardır? Zararlı sınır aşılmış mı, aşılmamış mı? Eğer bu bilgiyi verirsek, elektrofobinin olmasını önleriz. Başka bir deyişle, koruyucu hekimlikle, hastalığı daha olmadan ortadan kaldırırız.&#8221;</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>RADYOAKTİVİTE İNSANI ÖLDÜRMEZ, AMA&#8230;</strong></span></p>
<p>Kalkan, standartların devlet aracılığıyla korunması, kontrol edilmesi gerektiğine işaret ederek, cep telefonunu kullanımına ilişkin olarak şu bilgileri verdi: &#8220;Cep telefonunu kalp üzerinde ve belimizde taşımamalıyız. Vücuda yapışık taşımak çok akılcı değil.</p>
<p>Belde, genital bölgeyi ışınlıyor ve her ne kadar zayıf da olsa sürekli olarak vücuda yakın. Tabii genital hücreler son derece hassas hücreler, onlarda değişiklik çok daha kolay olabilir.</p>
<p>Radyoaktivite insanı öldürmez, ama doz aşılmadığı sürece. Teknoloji ilerledikçe bunların dozları da düşüyor. &#8220;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/elektrofobi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fazla tuz kullanımının zararları</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/tuzun-zarari/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/tuzun-zarari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 19:02:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Form-Kilo-Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[7 Şubat Dünya Tuza Dikkat Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı tuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2630</guid>
		<description><![CDATA[Aşırı tuz tüketimi vücudu vuruyor Aşırı tuz tüketiminin, yüksek tansiyon, kemik erimesi, böbrek hastalığı, mide kanseri ve kalp hastalığı gibi birçok hastalık için risk oluşturduğu belirtildi&#8230; Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ülver Derici, 7 Şubat Dünya Tuza Dikkat Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, gereğinden fazla tuz tüketiminin başta hipertansiyon olmak üzere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><strong><span style="color: #ff6600;">Aşırı tuz tüketimi vücudu vuruyor</span></strong></h3>
<p><em>Aşırı tuz tüketiminin, yüksek tansiyon, kemik erimesi, böbrek hastalığı, mide kanseri ve kalp hastalığı gibi birçok hastalık için risk oluşturduğu belirtildi&#8230;</em><span id="more-2630"></span></p>
<p><a href="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//tuz.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2631" title="Tuz" src="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//tuz.jpg" alt="" width="250" height="250" /></a>Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ülver Derici, <strong>7 Şubat Dünya Tuza Dikkat Haftası</strong> dolayısıyla yaptığı açıklamada, gereğinden fazla tuz tüketiminin başta hipertansiyon olmak üzere çok sayıda hastalığa yol açabileceğini söyledi.</p>
<p>Bu yılın teması olarak &#8220;<em>Tuz sağlığınıza zarar verebilir</em>&#8221; sloganının seçildiğini anlatan Derici, &#8220;<em>Aşırı tuz tüketimi, <span style="text-decoration: underline;">yüksek tansiyon, kemik erimesi, böbrek hastalığı, mide kanseri, inme, şişmanlık ve kalp hastalığı</span> açısından ciddi bir risk faktörüdür</em>&#8221; dedi.</p>
<p>Derici, Dünya Tuza Dikkat Haftası boyunca, aşırı tuz tüketiminin zararları hakkında toplumda farkındalığı artırmayı amaçladıklarını dile getirdi.</p>
<h3><span style="color: #ff6600;"><strong>ERKEKLER, KADINLARDAN DAHA FAZLA TUZLU TÜKETİYOR</strong></span></h3>
<p>Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneğince 2008 yılında yapılan çalışmada, bir kişinin günlük tuz tüketiminin normalde olması gerekenin üç katı (ortalama 18 gram) olarak tespit edildiğini belirten Derici, şunları kaydetti: &#8220;Çalışmada, erkeklerin kadınlardan daha fazla tuzlu yediği saptanmıştır.</p>
<p>Zeytin, peynir, turşu, salamura ve konserve gıdalar tuz oranı yüksek ve toplumumuz tarafından yoğun tüketilen gıdalardır. Ekmeğimizdeki (ortalama 300 gramlık ekmek) tuz miktarı yaklaşık yedi gram kadar olup günde bir ekmek tüketen birey zaten alması gerekeni fazlasıyla almaktadır.&#8221;</p>
<h3><strong><span style="color: #ff6600;">MAKSİMUM 6 GRAM TUZ TÜKETİLMELİ</span></strong></h3>
<p>Derici, tuz kullanım miktarının toplumsal özelliklere ve coğrafi bölgelere göre değişebildiğini de ifade ederek, &#8220;Normal sağlıklı bireylerde günlük olarak yemeklerle alınması gereken ortalama tuz miktarı 5 gramdır (maksimum 6 gram)&#8221; dedi.</p>
<p>Bu miktarın üzerinde tuz tüketilmesi halinde, &#8220;kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm oranlarının yükseldiğini&#8221; vurgulayan Derici, fazla tuz kullanımının astım hastalığında da şikayetleri tetiklediğini bildirdi. Derici, bu nedenle, sağlığın korunması, dengeli beslenme alışkanlığının kazanılması ve olası hastalıklara karşı riski artırmamak için günlük alınan tuz miktarının azaltılması gerektiğini kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/tuzun-zarari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç jölesi sinüzit yapar mı?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/sac-jolesi-sinuzit/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/sac-jolesi-sinuzit/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 14:56:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[jöle]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2593</guid>
		<description><![CDATA[Saç jölesi ve alkol sinüzite davetiye Saçlara şekil verilmesi için özellikle gençler tarafından kullanılan saç jölesinin ve alkollü içeceklerin sinüzite yol açtığı belirtildi&#8230; Sinüzit nedir? Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Külahlı, sinüzitin burun çevresine yerleşmiş, içi havayla dolu boşluklar olduğunu söyledi. Sinüzitin genellikle burun hastalığına eşlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #ff6600;"><strong>Saç jölesi ve alkol sinüzite davetiye</strong></span></h2>
<p><em>Saçlara şekil verilmesi için özellikle gençler tarafından kullanılan saç jölesinin ve alkollü içeceklerin sinüzite yol açtığı belirtildi&#8230;<span id="more-2593"></span></em></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Sinüzit nedir?</strong></span></p>
<p><a href="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//sac-jolesi1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2599" title="Saç Jölesi" src="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//sac-jolesi1.jpg" alt="" width="125" height="95" /></a>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Külahlı, sinüzitin burun çevresine yerleşmiş, içi havayla dolu boşluklar olduğunu söyledi.</p>
<p>Sinüzitin genellikle burun hastalığına eşlik ettiği için artık adına rinosinüzit (burun-sinüs iltihabı) denildiğini belirten Külahlı, &#8220;Teşhiste, tedavisinde ve sinüzitin tekrarlanmasının önlenmesinde her zaman burun öncelikle göz önünde bulundurulmalı&#8221; dedi.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Sinüzit sebepleri</strong></span></p>
<p>Külahlı, havası çok nemli olan yerlerde veya düzensiz hava değişimi olan bölgelerde yaşayan vatandaşlarda sinüzit olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirterek, &#8220;Kirli havayı devamlı teneffüs edenler de sinüs enfeksiyonlarına meyilli olmaktadır. Kuru, düzenli ve sıcak iklimi olan yerlerde yaşayanlarda sinüzit olma oranı çok düşüktür. Havası çok nemli olan yerlerde veya düzensiz hava değişimi olan bölgelerde yaşayan vatandaşlarda sinüzit olma ihtimali daha yüksektir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Alkolün ve jölenin sinüzite etkisi</strong></span></p>
<p><a href="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//sinuzit.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2595" title="Sinüzit" src="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//sinuzit.jpg" alt="" width="144" height="220" /></a>Külahlı, &#8220;Aktif sinüzitliyken alkol almak sinüzitin belirtilerini şiddetlendirebilir. Başını ıslak tutan, soğuk ve rüzgardan korumayan, banyo sonrası saçını hemen kurulamayan, terliyken rüzgarda kalan, ıslak saçla dolaşan insanlar üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha kolay yakalanır.</p>
<p>Özellikle saçların güzel görülmesini ve parlamasını sağlamak amacıyla gençler tarafından kullanılan jöle saçlarda ıslaklık oluşturduğu için sinüzite yol açıyor. Kış aylarında saçlarına jöle sürerek dışarı çıkanlar sinüzit ve nezle gibi hastalıktan kurtulamaz. Bu nedenle soğuk havalarda saçlara jöle sürerek dışarı çıkmak sinüzit gelişimini kolaylaştırır&#8221; dedi.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Sinüzitin Belirtileri</strong></span></p>
<p>Külahlı, soğuk algınlığı ve nezlenin hemen ardından ortaya çıkan akut sinüzitte burun tıkanıklığı, sarı, yeşil veya kanlı burun akıntısı, göz etrafında ağrı, diş ağrısı ile karışabilen yanak ağrısı, yüzde basınç hissi, öne eğilmekle artan yüz veya baş ağrısı ve kötü ağız kokusu belirtilerinin bulunabileceğini ifade etti.</p>
<p>Akut sinüzitte kuru öksürük, hafif ateş veya mide rahatsızlığı da görülebileceğini kaydeden Külahlı, kronik sinüzitte de koyu burun akıntısı, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, koku alamama ve özellikle geceleri artan öksürük belirtileri görüldüğünü söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/sac-jolesi-sinuzit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuk havada kalp krizi riski artar mı?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/soguk-havada-kalp-krizi/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/soguk-havada-kalp-krizi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 19:55:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk hava]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2558</guid>
		<description><![CDATA[Soğuk havalar kalp krizini tetikliyor Uzmanlar, kış aylarında kalp krizi tehlikesinden korunmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlattı&#8230; Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ertan Ökmen, kış aylarında kalp krizi tehlikesinden korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. İşte bazı önemli noktalar: Genelde yaz aylarında kalp krizi vakalarının arttığına dair bir inanış olduğuna dikkat çeken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ff6600;">Soğuk havalar kalp krizini tetikliyor</span></h3>
<p><em>Uzmanlar, kış aylarında kalp krizi tehlikesinden korunmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlattı&#8230;</em><span id="more-2558"></span></p>
<p><a href="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//soguk-hava.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2559" title="Soğuk hava" src="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//soguk-hava.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ertan Ökmen, kış aylarında kalp krizi tehlikesinden korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. İşte bazı önemli noktalar:</p>
<p>Genelde yaz aylarında kalp krizi vakalarının arttığına dair bir inanış olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Öktem, &#8220;Özellikle kış aylarında kalp krizi tehdidinin daha güçlü. Kalp krizi vakaları kış aylarında diğer mevsimlere göre iki üç kat artıyor.</p>
<p>Solunum yolu enfeksiyonları, grip, kış aylarında daha fazla kalori içeren yağlı besinlerin tüketilmesi ve bu kalorinin harcanamaması, daha az güneş ile temasın getirdiği bazı hormonal değişiklikler, kapalı havaların oluşturduğu stres bu durumun nedenleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Kalp krizlerinin kış aylarında daha sık olmasının belki de en önemli sebebi soğuk havaların uyardığı damarlardaki büzülme, spazm ve tansiyonu yükseltici etkidir. Soğuk havada vücut mevcut ısısını korumak üzere cilde daha az kan gönderir ve bunu da tüm damarlarda özellikle cildi besleyen damarlarda büzülme oluşturarak yapar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Doç. Dr. Ertan Ökmen, bilinen kalp hastalığı, hipertansiyonu, damar tıkanıklığı olan belli bir yaşın üzerinde, yüksek kolesterol, diyabet, aşırı kilo, sigara alışkanlığı, ailede kalp hastalığı gibi risk faktörlerine sahip kişilerin kalp krizi tehlikesinden korunmak için belli başlı kurallara dikkat etmeleri önem taşıyor.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>KIŞ AYLARI İÇİN 9 TEMEL KURAL</strong></span></p>
<ol>
<li>Kış sabahlarında çok daha dikkatli olun, <span style="text-decoration: underline;">yavaş keyifli bir sabah</span> her zaman iyidir.</li>
<li><span style="text-decoration: underline;">Kalp, tansiyon</span> hastasıysanız ilaçlarını düzenli alın.</li>
<li>Özellikle kar yağışının ertesi günü sabahında yapılacak <span style="text-decoration: underline;">kar temizleme işini dinlenerek yavaş yavaş yapın, hatta mümkünse yapmayın</span>.</li>
<li>Egzersiz yapmak için soğukta, açık havada egzersiz yapmak yerine <span style="text-decoration: underline;">evde, spor salonunda egzersiz</span>i tercih edin. Geniş, kapalı mekanlar örneğin alışveriş merkezleri 30 dakikalık bir yürüyüş için uygun ortamlardır.</li>
<li><span style="text-decoration: underline;">Enfeksiyonlar</span>, özellikle üst solunum yolu infeksiyonları, kalp hastalarında oldukça ağır seyredebilmekte ve bazen kalp krizini ve kalp yetmezliğini uyarabilmektedirler. Alışveriş merkezlerinde <span style="text-decoration: underline;">yürüyüş-egzersiz</span> yaparken <span style="text-decoration: underline;">kalabalık olmayan saatler</span>i tercih etmek enfeksiyonlardan korunmak için doğru olur.</li>
<li><span style="text-decoration: underline;">Grip, zatürre aşıları</span>nı mutlaka yaptırın.</li>
<li>Kalp krizi geçirdiyseniz <span style="text-decoration: underline;">dumanlı, kirli, soğuk havada olabildiğince dışarı çıkmayın</span>. Çıkmak zorundaysanız mutlaka yanınızda dilaltı hapı taşıyın.</li>
<li>Kış aylarında kilo alındığını unutmayın ve harcayamayacağınız kadar <span style="text-decoration: underline;">kalorili besinler yemeyin</span>.</li>
<li>Tansiyon takiplerinizi düzenli olarak yapın.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/soguk-havada-kalp-krizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıkla ilgili en çok hangi sorular soruluyor?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/saglikla-ilgili-sorular/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/saglikla-ilgili-sorular/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 13:04:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[körlük]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin krizi]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2516</guid>
		<description><![CDATA[İngiliz &#8216;Daily Mail&#8217; gazetesi sağlıkla ilgili en çok merak edilen soruları ve cevaplarını yayınladı. İşte insanların bu konuda cevabını en çok merak ettiği sorular ve tabiki cevapları: 1- Erkekler 50’li yaşlarına geldiğinde ne kadar arayla cinsel ilişkiye girmeli? CEVAP: Haftada 3 kere cinsel ilişkiye girmek prostat kanserine karşı koruyor. 2- Nikotin krizi en sağlıklı şekilde nasıl engellenir? CEVAP: 10 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz &#8216;Daily Mail&#8217; gazetesi sağlıkla ilgili en çok merak edilen soruları ve cevaplarını yayınladı. İşte insanların bu konuda cevabını en çok merak ettiği sorular ve tabiki cevapları:<span id="more-2516"></span></p>
<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-2517" title="Sağlık soruları" src="http://www.dersimizsaglik.com/wp-content/uploads//saglik1.jpg" alt="Sağlık soruları" width="200" height="362" />1- Erkekler 50’li yaşlarına geldiğinde ne kadar arayla cinsel ilişkiye girmeli?</strong></p>
<p>CEVAP: Haftada 3 kere cinsel ilişkiye girmek prostat kanserine karşı koruyor.</p>
<p><strong>2- Nikotin krizi en sağlıklı şekilde nasıl engellenir?</strong></p>
<p>CEVAP: 10 dakika koşmak, nikotin ihtiyacını azaltıyor.</p>
<p><strong>3- Körlük nasıl önlenebilir?</strong></p>
<p>CEVAP: Araştırmalara göre sürekli kırmızı et yiyen kişilerin kör olma riski, fazla kırmızı et yemeyenlere göre iki kat fazla. Daha az kırmızı et yiyerek kör olma riski azaltılabilir.</p>
<p><strong>4- Bulmaca çözme yeteneği nasıl geliştirilir?</strong></p>
<p>CEVAP: Uzmanlar sağlıklı beslenmenin, spor yapmanın, iyi uyumanın, huzurlu olmanın beyin fonksiyonlarını geliştirdiği görüşünde birleşiyor.</p>
<p><strong>5- Griple mücadele etmenin en iyi yöntemi hangisi?</strong></p>
<p>CEVAP: Amerikalı uzmanların araştırmasına göre, beyaz mantar yemek vücudun bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve böylece kişi gribe yakalanmıyor.</p>
<p><strong>6- Kalp krizi nasıl önlenebilir?</strong></p>
<p>CEVAP: Amerika’daki Harvard Üniversitesi’nde yapılan çalışmada şu sonuç çıktı: Haftanın 5 günü fıstık yemek, kalp krizi riskini yarı yarıya azaltıyor.</p>
<p><strong>7- Alzheimer hastalığına yakalanma riski nasıl azaltılabilir?</strong></p>
<p>CEVAP: İsveçli uzmanların araştırmasına göre, orta yaşlarda olup yalnız yaşayanların Alzheimer’a yakalanma riski, evlilere göre daha fazla. (Alzheimer bunamaya yol açan bir hastalık).</p>
<p><strong>8- Kemik erimesini (Osteoporoz) önlemenin en iyi yolu hangisi?</strong></p>
<p>CEVAP: Yeterince kalsiyum almak kemik erimesine karşı en iyi yöntem.</p>
<p><strong>9- Niçin hastaneye gidilmeli?</strong></p>
<p>CEVAP: Sağlığımızla ilgili problemlerimize, en doğru çözümleri tam teşekküllü hastanelerde bulabiliriz.</p>
<p><strong>10- Kadınlar fiziksel acıyla en iyi nasıl başa çıkabilir?</strong></p>
<p>CEVAP: California Üniversitesi’ndeki araştırmada, kadınların aşık oldukları erkeklerin ellerini tutunca veya fotoğraflarına baktıklarında ağrılarının azaldığı ortaya çıktı. Kadınlara aşk iyi geliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/saglikla-ilgili-sorular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En doğru yastık seçimi nasıl yapılmalı?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/en-dogru-yastik-secimi-nasil-yapilmali/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/en-dogru-yastik-secimi-nasil-yapilmali/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 11:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[tutulma]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yastık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2271</guid>
		<description><![CDATA[Yastığınızı doğru seçin Uygun olmayan yastık seçimi, baş ağrısı, kaslarda tutulma ve horlama gibi sorunlara yol açıyor&#8230; Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, uygun pozisyonda yatmamak ve uygun olmayan bir yastık seçiminin, baş ağrısı, kaslarda tutulma, horlama, uyku sırasında zaman zaman nefes alamama gibi bazen ciddi sorunlara yol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Yastığınızı doğru seçin</strong><br />
</span>Uygun olmayan yastık seçimi, baş ağrısı, kaslarda tutulma ve horlama gibi sorunlara yol açıyor&#8230;<span id="more-2271"></span></p>
<p>Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, uygun pozisyonda yatmamak ve uygun olmayan bir yastık seçiminin, baş ağrısı, kaslarda tutulma, horlama, uyku sırasında zaman zaman nefes alamama gibi bazen ciddi sorunlara yol açan şikayetleri ortaya çıkarabileceğini bildirdi.</p>
<p>Prof. Dr. Yorulmaz, hayatın üçte birinin yatak odasında geçirildiğini, bu nedenle kullanılan yatağın ve yastığın sağlıklı olmasının, uykunun da sağlıklı ve dinlendirici olmasını sağlayacağını söyledi. Prof. Dr. Yorulmaz, bel kemiği uygun yapıda ya da uygun pozisyonda olmadığında aralardaki sinirlerin sıkışarak gittiği organlarda ağrı, uyuşma, sertleşme gibi sorunlara neden olabildiğini kaydetti.</p>
<p>Uyku sırasında uygun pozisyonda yatmanın bu nedenle çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yorulmaz, şöyle dedi: &#8220;Uygun pozisyonda yatmamak ve uygun olmayan bir yastık seçimi, baş ağrısı, kaslarda tutulma, horlama, uyku sırasında nefes alamama gibi bazen ciddi sorunlara yol açan şikayetleri ortaya çıkarabilir. Bunun dışında farkında olmadan uykuda üstümüzü açarak yorganın dışındaki soğuğun etkisine de daha fazla maruz kalabilmekteyiz.&#8221;</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">DOĞRU YASTIKLA SIRTÜSTÜ</span> </strong></p>
<p>Uygun bir yastıkla sırtüstü yatmanın, vücudun yatağa ve yastığa yaptığı basıncın dağılımı, sinir ve damarların durumu, kan dolaşımı ve kalbin çalışması ile akciğerlerin rahat soluk alıp vermesi açısından en uygun pozisyon olarak tanımlandığını ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, bu durumda uykuda pozisyon değiştirmenin de daha az olduğunu belirtti. Prof. Dr. Yorulmaz, bunun da stresi azaltan bir etken olarak sabahları dinlenmiş olarak yataktan kalkmayı sağladığını, sağlıklı yastık kullanımının aynı zamanda kişide var olan sırt, bel, ense, kol, omuz, baş ağrılarını, tutulmalarını, uyuşmalarını ve horlamayı da iyileştirdiğine dikkati çekti söyledi.</p>
<p>&#8220;Boyun fıtığı, gastroözofagial reflü, KOAH, kalp yetmezliği gibi hastalıklarda yüksek yastıkta yatmak şikayetleri hafifletir&#8221; diyen Prof. Dr. Yorulmaz, şöyle devam etti: &#8220;Yan ya da yüzükoyun pozisyonda yatıldığında, yatağa temas eden tarafa vücudun ağırlığı yüklenmekte ve o taraf daha fazla yük taşımak zorunda kalmaktadır. Sonuçta da organ, kas, kemik, damar ve sinirler daha fazla basınca maruz kalmakta, bunun sonucunda da ağrı, uyuşma, keçeleşme daha sık ortaya çıkmaktadır. Ayrıca bu yatılan taraftaki sıcaklık ve buna bağlı olarak terleme de daha fazla olmakta, üstümüz açıldığında maruz kalınan soğuk ile kas eklem şikayetleri de daha fazla olmaktadır. Bu sorunlara karşı vücudu korumak için, daha fazla ve sık pozisyon değiştirmek durumunda kalan vücut, uykuda yeterince dinlenememektedir.&#8221;</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">&#8220;YASTIKLAR KİŞİYE ÖZEL OLMALIDIR&#8221;</span> </strong></p>
<p>Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, günün en kritik saatlerinin paylaşıldığı yastığın sağlık açısından en önemli eşyalardan biri olduğunu belirterek, şunları kaydetti: &#8220;Yastık uygun büyüklükte, yükseklikte, sertlikte ya da uygun malzemeden yapılmış olmadığında birçok soruna yol açarken, ter, salya, diğer vücut sıvıları, vücuttan bulaşan kir ve sıcaklık ile mikrop ve mantarlar yastık üzerinde çoğalır. Hatta ter gibi sıvılarla yastığın içine kadar girebilir ve bu yastığı kullanan kişilerin ağız, burun, solunum ya da derisinden vücuduna girerek, astım, sinüzit, alerjik hastalıklar da dahil olmak üzere pek çok hastalığa neden olabilir. Sentetik malzemeden yapılmış yastıklarda kullanılan maddelere göre pek çok zararlı kimyasal madde bulaşarak hastalıklara yol açabilir.&#8221;</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">EVCİL HAYVANLAR</span></strong></p>
<p>Bazen küçük çocukların ya da evde beslenen evcil hayvanların yastıkları elleri, ayakları ile kirletebileceğini ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, bu durumda da bulaşabilecek hastalık çeşidinin artacağını bildirdi. Sağlıklı yastığın, sağlıklı uyku, sağlıklı uykunun da sağlıklı hayat anlamına geldiğini söyleyen Prof. Dr. Yorulmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;Her birimizin yaşı, vücut yapısı, boyu, ağırlığı, baş yapısı ve ağırlığı, boynun yapısı ve uzunluğu, omurga yapısı, omuzları, yatış alışkanlığı birbirinden farklı olduğuna göre yastıklar da kişiye özel olup, herkese göre farklı genişlikte ve yükseklikte olmalıdır. Bu nedenle iyi bir yastık alabilmek için öncelikle kişi öncelikle boy, kilo, yatma biçimi, baş, boyun, sırtla ilgili sağlık durumu gibi kendi özelliklerini iyi bilmelidir.&#8221; Prof. Dr. Yorulmaz, iyi bir belkemiği ve boyun pozisyonu sağlamak için yastığın, yatan kişinin başını vücuduna göre 15 derecelik bir açı ile yüksekte tutması gerektiğini, bunun için de yastığın yüksekliğinin başın ağırlığı üzerindeyken 15-18 santimetre, genişliğinin 50 santimetre, uzunluğunun ise 70 santimetre olması gerektiğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/en-dogru-yastik-secimi-nasil-yapilmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeker ve astım hastaları kaplıcaya gitsin mi?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/seker-ve-astim-hastalari-kaplicaya-gitsin-mi/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/seker-ve-astim-hastalari-kaplicaya-gitsin-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 10:08:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyon-Şeker]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[kaplıca]]></category>
		<category><![CDATA[şeker hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2259</guid>
		<description><![CDATA[Kaplıcalar hangi hastalıklara iyi geliyor? Romatizma, şeker, astım gibi uzun süre devam eden bir hastalığı olanların yılda 1-2 kez kaplıcaya gitmesinde yarar var. Kaplıca kürleri hem bu hastalıkların gidişatını olumlu hem de yaşam kalitesini yükseltiyor. ŞEKER VE ASTIM HASTALARI YILDA BİR İKİ KEZ KAPLICAYA İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff6600;">Kaplıcalar hangi hastalıklara iyi geliyor?</span></strong><br />
Romatizma, şeker, astım gibi uzun süre devam eden bir hastalığı olanların yılda 1-2 kez kaplıcaya gitmesinde yarar var. Kaplıca kürleri hem bu hastalıkların gidişatını olumlu hem de yaşam kalitesini yükseltiyor.<span id="more-2259"></span></p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">ŞEKER VE ASTIM HASTALARI YILDA BİR İKİ KEZ KAPLICAYA</span></strong></p>
<p>İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle sorularımızı yanıtladı:</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Kaplıca süresi ne olmalı?</span></strong></p>
<p>Kaplıca tedavisi kür tarzında uygulanıyor. Bu süre en az 7-10 gün olmalı. 15 günlük, 3 ve 4 haftalık kürler de var. Süre hastalığın tipine, hastanın durumuna göre ayarlanıyor. Mesela diz kireçlenmesinde 7-10 gün süren uygulamayla 6 aya kadar varan iyilik elde edebiliyorsunuz. Ama romatoid artrit, ankilozan spondilit gibi bir durum söz konusuysa bu kür 15 gün daha iyisi 3 hafta sürmeli. Yine sedef tedavisinde kaplıca kürü 3 hafta devam etmeli.</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Kaplıca kürü sadece banyo uygulamasını mı kapsıyor?</span></strong></p>
<p>Hayır. Her gün 1 ya da 2 kez banyo var. Ama banyo bazen çamurla, bazen su içi egzersizlerle, bazen de hamam, sauna gibi uygulamalarla kombine edilebiliyor. Hastalığın tipine göre kişinin açık havada güneşe maruz kalmasını isteyebiliyoruz.</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Sadece hafta sonları gitmek yarar sağlamaz mı?</span></strong></p>
<p>Son yıllarda yapılan çalışmalara göre, hafta sonu ya da hafta içi 1-2 gün kaplıca kürüne girmek faydalı. Ancak yararlı etkisinin ortaya çıkabilmesi 6-8 hafta boyunca her hafta sonu düzenli olarak kaplıcaya gitmek gerekiyor.</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Kaplıcadan önce doktora başvurmak gerekir mi?</span></strong></p>
<p>İdeal olan kaplıca tedavisine bu konuda deneyimli bir doktorun karar vermesi. Doktor hastasını muayene ettikten, gerekli tetkikleri yaptıktan sonra hangi kaplıcanın hastalığına iyi geleceğini belirler. Ama kaplıca tedavisi bin yıllara varan geçmişiyle geleneksel bir yöntem olduğu için çoğunlukla doktora başvurulmuyor. Bu durumda en iyimser tahminle hasta kaplıcadan yarar görmüyor. Biz buna hekimlik pratiğimizde çok rastlıyoruz. Doğru kaplıcaya doğru hastalıkla gitse bile, uygulama doğru olmuyor. 2 gün kalabiliyor, çok yoğun ya da yetersiz uygulama yapabiliyor. Tavsiyemiz şu: Doktor genel tetkikleriyle birlikte hastayı kaplıcaya göndermeli. Kaplıca hekimi hastayı bir kez kür ortasında, bir kez de kür çıkışında kontrole almalı; daha sonra elde ettiği sonuçları hastanın doktoruna göndermeli. Kaplıca tedavisini sigortanın karşıladığı sistemlerde süreç böyle işliyor. Örneğin Norveç’ten gelen hastalar Balçova’da tamamen bu sistemle tedavi ediliyor.</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Her kaplıcada doktor olur mu?</span></strong></p>
<p>Bir kaplıcanın mutlaka hekim denetiminde olması gerekir. Kaplıcalar bu şekilde Sağlık Bakanlığı’ndan çalışma belgesi alabilir. Hastalık bulaşır mı? Kaplıca ve hamamların sanki hijyenik olmayan, eski, iyi işletilmeyen, bakımsız mekanlarmış gibi bir imajı var. Oysa bizim bütün incelemelerimiz ve başka çalışmalar da gösteriyor ki, buralardan yan etki çok az çıkıyor. En çok korkulan hijyenle ilgili problemler aslında en az karşılaştığımız yan etki. Söz gelimi cilt sorunuyla ilgi düşündüğümüzde gerek su, gerek çamur uygulamaları zaten cildi destekleyici, sağlamlaştırıcı etki gösteriyor. Hatta bazı suların mikrop öldürücü özelliği var. Sonuçta kaplıcalardaki sular akan, yenilenen, doğal ve mineralli sulardır. İnsanların genellikle yüzme havuzlarıyla ilgili olumsuz deneyimleri var. Ama burada da endişelenmeye gerek yok. Normal bir yüzme havuzunda bir su dezenfekte edildikten sonra neredeyse 6 ay kullanılır. Oysa bir kaplıca havuzundaki su 48 saat sonra artık aynı su değildir. Tabii geleneksel ortamların da modernize edilmesi önemli. Artık kendinizi tedirgin hissetmeyeceğiniz, temiz görünümlü, havuz kenarında sürekli bir görevlinin bulunduğu modern kaplıcalar var.</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Kaplıcanın avantajları neler?</span></strong></p>
<p>Kaplıca kürü, kronik (uzun süreli) hastalıklarda hem tedavi amacıyla hem de koruyucu amaçlarla kullanılabilir. Örneğin kişi romatizma, şeker, astım gibi kronik bir hastalığı uzun süre vücudunda taşıyacaksa senede 1-2 kez kaplıca kürüne gönderilmeli. Böylece hastalık ve hastanın yaşam kalitesi üzerinde önemli yararlar ortaya çıkacaktır. Kaplıca kürü daha uygulanırken bir dizi avantaj sağlar:</p>
<ul>
<li>Kişi günlük iş ve aile yaşantısının yarattığı fiziksel-ruhsal streslerden uzaklaşır,</li>
<li>Kişi yaşadığı ortamda var olan ve hastalığını kötüleştirici etki gösteren birçok faktörden uzaklaşır,</li>
<li>Kaplıca yöresinin ve ikliminin olumlu ve yararlı faktörleri devreye girer,</li>
<li>Kişinin günlük yaşantısı (diyet, egzersiz, uyku, dinlenme) düzene sokulabilir,</li>
<li>Kişi hastalığıyla ilgili etkin bir sağlık eğitiminden geçirilebilir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/seker-ve-astim-hastalari-kaplicaya-gitsin-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel yaşamın evliliğe etkisi nasıl olur?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/cinsel-yasamin-evlilige-etkisi-nasil-olur/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/cinsel-yasamin-evlilige-etkisi-nasil-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 22:07:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=2255</guid>
		<description><![CDATA[Sekssiz evliliklerin sayısı kaylanacak diyen Dr. Haydar Dümen soruları cevapladı: Evliliğinde cinsellik biten çiftlerin sayısı artıyor mu? Bırakalım bugünü, gelecekte sekssiz evlilikler bugünkünü 10-20&#8242;ye katlayacak. Çünkü insan ömrü uzadı. Herkes 90-100 yaşma kadar ulaşacak. 20&#8242;li yaşlarda evleniliyor. 80 yıl aynı tempo nasıl yürüyecek? Zaten evliliklerin yeniden yargılanması gerekir. Önümüzdeki asırda 100&#8242;Iü yaşlar aşılacak. Kimse de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sekssiz evliliklerin sayısı kaylanacak diyen Dr. Haydar Dümen soruları cevapladı:</p>
<p><strong>Evliliğinde cinsellik biten çiftlerin sayısı artıyor mu?</strong><br />
Bırakalım bugünü, gelecekte sekssiz evlilikler bugünkünü 10-20&#8242;ye katlayacak. Çünkü insan ömrü uzadı. Herkes 90-100 yaşma kadar ulaşacak. 20&#8242;li yaşlarda evleniliyor. 80 yıl aynı tempo nasıl yürüyecek? Zaten evliliklerin yeniden yargılanması gerekir. Önümüzdeki asırda 100&#8242;Iü yaşlar aşılacak. Kimse de evinde &#8216;Biz 80-90 yıllık evliyiz&#8217; diye oturmayacak.<span id="more-2255"></span></p>
<p><strong>Evlilikte seksin monotonlaşmasının sebepleri neler?</strong><br />
Evlilik sorunlarının çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Daha önceleri cinsel yaşamında herhangi bir sorun yaşamamasına rağmen 10 yıldır orgazm olamayan bir kadına &#8216;Ne değişti ki, sorunun başladı?1 diye sorduğumda şunu söylemişti: &#8216;Hocam 10 yıl önce kayınvalidemle kavga etmiştim. Kocam onun tarafını tutmuştu. Her birleşmede o olay aklıma geliyor. Donup kalıyorum.&#8217; Ben de ona &#8216;Sen mazoşist misin? Cinsellik bir pasta kapma yarışıdır. Sen oradan kapacağını kap ama normal zamanda kocanla tartış, sorununu hallet, niye kendine eziyet ediyorsun?&#8217; demiştim. Kısacası evlilikte cinselliğin bitmesi için tek bir olayın kişinin beyninde yaşaması yeterli.</p>
<p><strong>Seks bitince evlilik de bitmeli mi?</strong><br />
İyi anlaşıyorsa bitmesi gerekmiyor. Seks olmadığında başka itici güçlere gereksinim duyulabilir. Örneğin bazen cinselliğin yarattığı boşluk parayla telafi edilebiliyor. Kadın alışveriş için Amerika&#8217;ya gidiyor, mücevherler alıyor, gezip tozuyor&#8230; Ya da devreye katalizörler giriyor, iradenin çözüldüğü bir noktada başka bir kişinin katalizör olarak devreye girmesi evliliği tehlikeye sokar. Bu nedenle yardımcı fantezi sistemlerinin aranıp bulunması lazım. Mesela kadına vibratör alınabilir. Yoksa biyolojiye dayanamazsınız. İrade birdenbire felç olabilir.</p>
<p><strong>Evlilikte iyi seksin ömrü kaç yıldır?</strong><br />
Genellikle evlilik seksi hırpalar. Zaman zaman öldürür. Yıllar kişiye göre değişir. Evlilikte seks için kritik dönemeçler var. Ûk 3 yıl heyecanlarla, 7&#8242;nci yıl bıkkınlık ve doğumla, 10&#8242;uncu yıl çocuklara bir düzen ve hayatın yeniden yapılanmasıyla ilgilidir. 30&#8242;lu yıllarda ise artık her şey yerine oturmuştur, kişiler sorumluluklarını bitirmiştir. Kendi mutluluklarının peşine düşerler. Bunun adı cinsellik değildir. Evliliğin tükenmesidir genellikle.</p>
<p><strong>Evli çiftler için cinsel ilişki sıklığının ortalama bir sayısı var mı?</strong><br />
İlk yıllar haftada 2-3, ilk 5 yıldan sonra haftada 1-2,10-12 yıldan sonra da haftada 1&#8242;dir. Aslında seks sayılan istekten çok ortama, olanaklara ve fırsatlara bağlı. Kadının çalıştığı, erkeğin yorulduğu bir ortamda, hele bir de çocuklar varsa her gün seks yapma performansı söz konusu olmaz. Çünkü fırsat yoktur.</p>
<p><strong>Evlilikte sorunlar genelde kadından mı yoksa erkekten mi kaynaklı?</strong><br />
Cinsel mutsuzluk kadından, sorunun yaratılması erkekten kaynaklanıyor. Sık seks yapmak evliliği canlı tutar mı?<br />
Hiç alakası yok. Seks mutlaka keyifli ve yararlı olabilir. Ama sekse bel bağlarsanız kim evliliğini uzun yıllar sürdürebilir ki?</p>
<p><strong>Cinselliğin rutinleşmemesi için neler öneriyorsunuz?</strong><br />
Sosyal ve ekonomik boyutları çok zorlamamak lazım. Etik olmayan ilişkiler mutlaka kişinin önüne bir fatura getirir. Fanteziler cinsel yaşamın vazgeçilmez öğesi olmak zorunda. Bence fantezilerin devreye girmediği bir ilişkide cinsel yaşam uzun süre kendi sağlığını koruyamaz. Fanteziler tıpkı yemeğin sosu gibidir. Makarnanın tadı ketçapla değişir. Ama tek başına ketçapı tabağa koyup kaşıklayamazsınız. Makarnayı acılı, kıymalı, yoğurtlu ya da peynirli de yiyebilirsiniz. Fanteziler kişiden kişiye değişir. Biri için özel bir fantezi değerinin midesini bulandırabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/cinsel-yasamin-evlilige-etkisi-nasil-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgilim beni aldattı başkasından çocuk yaptı, ne yapmalıyım?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/sevgilim-beni-aldatti-baskasindan-cocuk-yapti-ne-yapmaliyim/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/sevgilim-beni-aldatti-baskasindan-cocuk-yapti-ne-yapmaliyim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 20:45:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aldatmak]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=1937</guid>
		<description><![CDATA[Soru: 30 yaşında bir kızım. Benim bir sevgilim var, beni aldattı, gitti başkasından çocuk yaptı. Affettim, bu kez gidip 2 çocuk daha yaptı. Ne olur bana bir çare bulun. Cevap: Acıların kadını, Tüdanya, pardon yavrum Munise. Ne diyelim bu terbiyesize? Yani senin şu &#8220;Sevgilim&#8221; dediğin kimseye. Ya o seni sevmiyor ki. Bu sevgi sözünü kirletene [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Soru:</h3>
<p>30 yaşında bir kızım. Benim bir sevgilim var, beni aldattı, gitti başkasından çocuk yaptı. Affettim, bu kez gidip 2 çocuk daha yaptı. Ne olur bana bir çare bulun.<span id="more-1937"></span></p>
<h3>Cevap:</h3>
<p>Acıların kadını, Tüdanya, pardon yavrum Munise. Ne diyelim bu terbiyesize? Yani senin şu &#8220;Sevgilim&#8221; dediğin kimseye. Ya o seni sevmiyor ki. Bu sevgi sözünü kirletene sen yine &#8220;Sevgilim&#8221; dedin, affettin. Melek Hanım&#8217;dan, Mülayim adlı babadan doğma Munise. İlk çocuğun cici annesi, şu sevdiğin erkeğin nesi var nesi? Anlamak zor. O adam seni yakında kapının dışına kor. Bir gün &#8220;Sağa baktın&#8221; diye bir bahane uydurur, sen &#8220;Sola bakmıştım&#8221; dersen, &#8220;Tamam bu daha fena, hadi bakalım ananın koynuna&#8221; diyecektir. Durmaz yavrum, durmaz. Onun yapısı, hiçbir şeyle doymaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/sevgilim-beni-aldatti-baskasindan-cocuk-yapti-ne-yapmaliyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlişkide kontrolü nasıl ele geçiririm?</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/iliskide-kontrolu-nasil-ele-geciririm/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/iliskide-kontrolu-nasil-ele-geciririm/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 20:43:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=1935</guid>
		<description><![CDATA[Soru: İlişkide ipler elimde olsun istiyorum 18 yaşında bir öğrenciyim. Şimdiye kadarki ilişkilerde hep lider olmak, seksi ben yönetmek istedim. Ama yapamadım. Her seferinde &#8220;İpler elimde olacak&#8221; diyorum ma olmuyor. Bana ne önerirsiniz? Cevap: Öğrencim, her şeyi öğrendin de, kız mısın, erkek misin bilgisini mailine koymayı öğrenemedin. Bu aşamada notun kırık. İlk merhabada liderlik karizman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Soru:</h3>
<p>İlişkide ipler elimde olsun istiyorum<br />
18 yaşında bir öğrenciyim. Şimdiye kadarki ilişkilerde hep lider olmak, seksi ben yönetmek istedim. Ama yapamadım. Her seferinde &#8220;İpler elimde olacak&#8221; diyorum ma olmuyor. Bana ne önerirsiniz?<span id="more-1935"></span></p>
<h3>Cevap:</h3>
<p>Öğrencim, her şeyi öğrendin de, kız mısın, erkek misin bilgisini mailine koymayı öğrenemedin. Bu aşamada notun kırık. İlk merhabada liderlik karizman oldu cılk. Eğer kız isen, ben ve sen ne desek boş. Erkek milleti bu. Milli ola ola başlıyorlar ve bu olaylara gözü kara dalıyorlar. Çocukken gördükleri hayvan ilişkilerinde erkekler hep üstte. Elbette etkileniyorlar. Erkekliği cinselliğin tek silahı sanıyorlar. Bu durumda &#8216;Kader böyleymiş&#8217; şarkısını çalış ve kaderine alış. Eğer erkeksen, &#8220;Nası yani?&#8221; Ayağın mı kayıyor, gözün mü? Sözün mü sapıyor, yoksa özün mü? Canım arada bir oluverir ama süreklilik asla. Bu işin sonu da bitmesin yasla.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/iliskide-kontrolu-nasil-ele-geciririm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşimi seviyorum ama çapkınlık da yapıyorum</title>
		<link>http://www.dersimizsaglik.com/esimi-seviyorum-ama-capkinlik-da-yapiyorum/</link>
		<comments>http://www.dersimizsaglik.com/esimi-seviyorum-ama-capkinlik-da-yapiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2009 21:46:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aldatmak]]></category>
		<category><![CDATA[çapkınlık]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersimizsaglik.com/?p=1878</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Eşimi seviyorum ama çapkınlık da yapıyorum 1 senelik evliyim. Eşimle severek evlendik. Ama evlendikten sonra çapkınlığım başladı. Eşim hariç bütün kızlara karşı cinsel isteklerim oluyor. Cevap: Değerli okurum, evlilik iflas etmiş. İki elmadan biri olan sen çürüksün. Senden bu evliliğe hayır gelmez. Sevgili eşinin, güzel kızımızın yolunu kapatma. Onu aşağılık komplekslerine ve depresyona atma. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Soru:</h3>
<p><strong>Eşimi seviyorum ama çapkınlık da yapıyorum</strong><br />
1 senelik evliyim. Eşimle severek evlendik. Ama evlendikten sonra çapkınlığım başladı. Eşim hariç bütün kızlara karşı cinsel isteklerim oluyor.<span id="more-1878"></span></p>
<h3><img class="alignright" title="Aldatmak" src="http://img231.imageshack.us/img231/3568/aldatmak.jpg" alt="" width="66" height="100" />Cevap:</h3>
<p>Değerli okurum, evlilik iflas etmiş. İki elmadan biri olan sen çürüksün. Senden bu evliliğe hayır gelmez. Sevgili eşinin, güzel kızımızın yolunu kapatma. Onu aşağılık komplekslerine ve depresyona atma. O da kim bilir neler hayal ediyordu? Ne aradı, ne buldu. Sen kararsız ve aceleci davranmışsın. Akıllı, uyumlu ol. Kızı da maddi, manevi zarara uğratmadan birde çocuk yapmadan evliliğinizi bitirin. Çünkü senin tedavin kolay değil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersimizsaglik.com/esimi-seviyorum-ama-capkinlik-da-yapiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
