Annelerin adaylarının korkulu rüyası düşük nedenleri ve tedavi yöntemleri

Sigara düşüğe davetiye çıkarıyor.
20’nci haftadan önce üç veya daha fazla gebelik kaybı tekrarlayan düşük olarak adlandırılıyor. Tekrarlayan düşüklerin yarısından fazlasının nedeni açıklanamıyor. Ancak bazı kan hastalıkları, hormona sorunlar, sigara ve alkol kullanımı düşüklere sebep olabiliyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Çepni sorularımızı yanıtladı:

Tekrarlayan düşük yaygın bir sorun mu?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Tekrarlayan gebelik kaybı sendromu dünyada her yıl 500 binden fazla kadmı etkileyen yaygın bir gebelik problemidir.

Erken düşük, geç düşük tanımları ne anlama geliyor?
Prof. Dr. İsmail Çepni: 1977 yılında Dünya Sağlık Örgütü, gebelik ürününün ağırlığı ve gebelik sürecini kriter alarak yeni bir düşük tanımı getirdi. Buna göre, 20’nci gebelik haftasından önce, 500 gramdan daha az bebek ve eklerinin, tamamının ya da bir kısmının rahim dışına atılmasına düşük deniyor. Erken gebelik kayıpları, kürtaj ya da ilaçla girişim olmadan gebeliğin 20’nci haftadan önce sonlanmasını ifade etmek için kullanılan bir terimdir. 12’nci gebelik haftasına kadar olan düşüklere erken düşük, 12 -20’nci gebelik haftaları arasında olan düşükler ise geç düşük olarak adlandırılıyor.

Düşük nedenine yönelik araştırmalar ne zaman başlamalı?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Gebeliklerin peş peşe başarısızlıkla sonuçlanması hem kısırlığa hem de ciddi ruhsal sorunlara yol açabiliyor. Günümüzde tekrarlayan düşük nedenine yönelik araştırmalara ikinci düşük sonrasında başlama eğilimi giderek yaygınlaştı. Bu yaklaşımda amaç; anne adayını bir diğer düşüğün yol açacağı psişik travmadan korumak ve uzun süreli, geniş kapsamlı tetkiklere moral desteğini tamamen yitirmeden bir an önce başlamaktır.

Bir kadın kaç kez düşük yaparsa tekrarlayan düşük olarak kabul edilir?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Tekrarlayan düşük; geleneksel olarak son adet tarihinden itibaren 20’nci gebelik haftasından önce klinik olarak fark edilmiş 3 veya daha fazla gebelik kaybı olarak tanımlanır. Tekrarlayan gebelik kayıpları yaklaşık olarak her 300 gebelikte bir görülür. Ancak gebelik kaybından önce bebeğin kalp aktivitesi saptanmışsa, kadının yaşı 35’ten büyükse veya çiftin gebelik elde etmede zorluğu varsa 2 kez kendiliğinden düşük sonrasında gebelik kaybı için klinik araştırmaya başlanmalıdır. Günümüzde, ultrasonla gebelik belirlenmeden önceki düşüklerin düşük sayılıp sayılmayacağı konusunda bir görüş birliği yoktur. Missed abortuslar (bebeğin anne rahminde kalbinin durmasına rağmen düşmemesi), kendiliğinden rahimden atılmadıkları için düşük tanımlamasına dahil edilmiyor. Benzer şekilde, 500 gramın üzerinde de tekrarlayan bebek ölümleri olabilir. Bu yüzden tekrarlayan düşük gibi deyimlerin yerini ‘tekrarlayan gebelik kaybı’ deyimi alıyor.

Tekrarlayan düşüklerin ne kadarı kadın, ne kadarı erkek nedeniyle oluyor?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Tekrarlayan düşük, nedenlerinin belirlenmesi ve geleceğinin öngörülmesinde en yetersiz kalınan konulardan biridir. Öyle ki, tekrarlayan düşüklerin yüzde 68’inde neden belirlenemiyor. Erkeğe ve kadına ait nedenler olarak ayırt edici bir çalışma yapılmadı. Ancak birçok düşüğün nedeni embriyoda kromozom sorunlarıdır. İlk 3 ayda gebelik kayıplarının yüzde 50’sinde, ikinci üç ayda kayıplarının yüzde 30’unda ve ölü doğumların yüzde 3’ünde kromozomal bozukluk tespit edilmiştir. Bu grupta babaya ait nedenler olabileceği sonucu çıkarılabilir.

Tekrarlayan düşüklere yol açan sebepler nelerdir?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Nedenlerini belirlediklerimizi sıklık sırasına göre şöyle sıralayabilirim;

• Kan pıhtılaşma proteinleri ve trombosit bozuklukları (yüzde 53): Bazı kan hastalıkları düşüklere yol açabilir.

• Rahimin yapısal nedenleri (yüzde 15): Rahimdeki atardamar bozuklukları, bebeğe ve plesantaya (bebeğin eşi) kan akımını etkileyerek gebelik kaybına sebep olabilir. Özellikle rahim ağzı yetmezliği, rahimde tek boynuz, iki boynuz gibi yapı bozuklukları daha çok geç düşük nedenleri arasında sayılır.

• Hormon bozuklukları (yüzde 15): Troid hormon bozuklukları, şeker hastalığı gibi hormonal sorunlar düşüklere sebep olabilir.

• Kromozomal nedenler (yüzde 7): Genel kural olarak düşük ne kadar erken oluşursa kromozomal kaynaklı olma olasılığı o kadar fazladır. Gebeliğin ilk 3 ayındaki kayıplarının yüzde 60% ikinci 3 ayındaki kayıpların yüzde 1045’i, üçüncü 3 ayındaki ölü doğumlarının ise yüzde 5’i genetik hatalardan kaynaklanıyor. Genetik bozuklukları yapısal ve sayısal olarak sınıflamak mümkündür.

• Diğer nedenler (yüzde 10): Enfeksiyon, immünolojik, çevresel faktörler de düşüklere sebep olabilir. Aslında bakteriyal ya da viral enfeksiyonların tekrarlayan düşüklere neden olduğuna dair kesin kanıtlar halen yok. Romatizmal hastalıklar içinde kabul edilen Lupus da tekrarlayan düşüklere sebep olabilir. Düşük nedeni olabilecek en önemli çevresel etkenler iyonize radyasyon, ağır metal zehirlenmesi, bazı ilaçlar, nikotin olarak sayılabilir. Sigara, alkol ve aşırı kahve tüketimi artmış tekrarlayan düşük riskiyle birliktedir.

İlerleyen yaş düşük nedeni

Anne ve baba adayının ilerleyen yaşıyla birlikte düşük riski artıyor. İleri yaşın özürlü bebek ihtimalini de artırdığını söyleyen uzmanlar uyarıyor: “Çocuk sahibi olmayı 35 yaşından sonraya ertelemeyin.”

Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Çepni sorularımızı yanıtladı:

Yaş, ilerleyen kadınlarda düşük riski artıyor mu?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Anne ve baba yaşıyla birlikte düşük riski artıyor. İleri yaş özürlü bebek riskini de yükseltiyor. Kendiliğinden düşük hızı annenin yaşı 20’den küçükken yüzde 12.2’dir. Bu oran 20-24 yaş arasında 14.3’e, 30-34 yaş arasında 15.5’e, 35-39 yaş arasında 18.7ye, 40-44 yaş arasında 25.5’e çıkıyor. Baba açısından; 20 yaştan genç babada düşük yüzdesi yüzde 12’yken, bu oran 35-39 yaş arasında 15.8 ve 40-44 yaş arasında 19.5’e çıkıyor.

Düşüklerin ne kadarı tedavi ile önlenebilir?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Düşük nedenlerine göre tedavide başarı oranları değişiyor. En zor grup genetik problem olan gruptur. Genetik problem belirlendiğinde, genetik danışma, preimplantasyon genetik değerlendirme öneriliyor. Rahimde yapısal problem olduğunda bazı cerrahi yöntemlerle yüzde 70lere varan canlı doğum oranları bildirilmiş.

Düşüğün sebebi hormonlarsa tedavi nasıl düzenleniyor?
Prof. Dr. tsmail Çepni: Eksik olan hormon yerine konuluyor. Ya da prolaktin yüksekse düşürülüyor.

Aspirin tedavide kullanılıyor mu?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Her zaman değil. Eğer düşüğün sebebi bağışıklık sistemi sorunlarına bağlıysa ya da bazı kan hastalıklarıysa Aspirin kullanılabiliyor.

Enfeksiyon tespit edilmişse ne yapılıyor?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Bu durumda belirtilere göre antibiyotik tedavisi düzenleniyor.

Düşüğün sebebi açıklanamamışsa herhangi bir tedavi uygulanıyor mu?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Hayır. Açıklanamayan tekrarlayan düşük grubunda bir sonraki gebeliğin başarılı gebelik olma şansının yaklaşık yüzde 60-70’tir. Bu bilgi çiftlerin daha iyimser olmalarına yardımcı oluyor.

Her düşükten sonra tedavi daha mı zorlaşıyor?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Düşük sayısı arttıkça düşük oranı da yükseliyor. Canlı doğum yapmış kadmda ilk düşük riski yüzde 12’dir. Bir düşükten sonra bu oran yüzde 24’e, iki düşükten sonra yüzde 26’ya, üçten sonra yüzde 32’ye çıkıyor. Hiç canlı doğum yapmamış kadında iki düşükten sonra düşük riski yüzde 40-45’i buluyor. Yani düşük sayısı arttıkça tedavi şansı düşüyor.

Düşükten sonra inceleme yapmak aileler için çok maliyetli mi?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Evet. Hem de çok. İncelemeler bazen yararsız olabiliyor. Tekrarlayan düşüklerin çoğunun nedeninin bulunamayacağı göz önüne alınmalı. Hastanın çok iyi bir şekilde öyküsü alınmalı, dikkatli muayene ve rahim değerlendirmesini takiben olabilecek en az tetkikle sorun çözülmeye çalışılmalı.

Düşükler sizi de bir doktor olarak korkutur mu?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Tekrarlayan düşüklerde çoğunlukla neden bulamıyoruz. Nedeni bulamadığımızda tedavide de zorlanıyoruz. Hele, hiç çocuğu olmamış çiftte bir de bu tabloya çocuksuzluğun psikolojik boyutu eklenince sorun daha da büyüyor. Tabii ki, bu hekimi endişelendiren durum. Ancak biz yine de hastamızı doğru şekilde bilgilendirerek iyimser düşünmeye yöneltmeye çalışırız. Bunun için kaygılarımızı yansıtmaz güven verir, doğruyu anlatırız.

Düşükten korunmak mümkün mü?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Öncelikle tıbbi nedenin araştırılması için bir kadın doğum uzmanına başvurarak önlemler alınmalı. Sigara, alkol, aşırı kahve tüketimi gibi faktörler ortadan kaldırılmalı. Belki de en önemli faktör olan ileri yaş, göz önüne alınarak çocuk doğurma ertelenmemelidir.

Bir kadın kaç kez düşük yaparsa tekrarlayan düşük olarak kabul edilir?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Tekrarlayan düşük; geleneksel olarak son adet tarihinden itibaren 20’nci gebelik haftasından önce klinik olarak fark edilmiş 3 veya daha fazla gebelik kaybı olarak tanımlanır. Tekrarlayan gebelik kayıpları yaklaşık olarak her 300 gebelikte bir görülür. Ancak gebelik kaybından önce bebeğin kalp aktivitesi saptanmışsa, kadının yaşı 35’ten büyükse veya çiftin gebelik elde etmede zorluğu varsa 2 kez kendiliğinden düşük sonrasında gebelik kaybı için klinik araştırmaya başlanmalıdır. Günümüzde, ultrasonla gebelik belirlenmeden önceki düşüklerin düşük sayılıp sayılmayacağı konusunda bir görüş birliği yoktur. Missed abortuslar (bebeğin anne rahminde kalbinin durmasına rağmen düşmemesi), kendiliğinden rahimden atılmadıkları için düşük tanımlamasına dahil edilmiyor. Benzer şekilde, 500 gramın üzerinde de tekrarlayan bebek ölümleri olabilir. Bu yüzden tekrarlayan düşük gibi deyimlerin yerini ‘tekrarlayan gebelik kaybı’ deyimi alıyor.

Tekrarlayan düşüklerde, en yeni tedaviler nelerdir?
Prof. Dr. İsmail Çepni: Özellikle trombofili grubunda aspirin ve düşük moleküllü heparin birlikte kullanılıyor. Sonuçta tekrarlayan düşüklerde iki düşükten sonra araştırılmalı, nedene yönelik tedavi, doğru bilgilendirmeyle doğru yol izlenerek sonuç alınmaya çalışılmalıdır.

İşte düşüğe en çok yol açan sebepler:
•Genetik faktörler
•Rahim ağzı yetmezliği.
•Miyomlar.
•Kalıtsal rahim anomalileri.
•Polikistik over sendromu.
•Tiroit bezi hastalıkları.
• Şeker hastalığı.
•Enfeksiyonlar.
•Sigara.
•Alkol.
•Kafein.
•Çevredeki toksik maddeler.
•Evde kullanılan zararlı maddeler.
•Radyasyon.

Bunu okuyanlar şunları da okudu: