Düşüklerin yüzde 80′inden fazlası ilk 13 hafta içinde meydana geliyor. Ancak düşük riski 8′inci haftayı geçtikten sonra giderek azalıyor…

Düşük sık görülen bir sorun mu?

Dr. Alper Mumcu: Hamile kalan her 4-6 kadından biri düşük yaşar.

Hamileliğin hangi döneminde düşük riski en fazladır?

Dr. Alper Mumcu: Gebelik ilerledikçe düşük olma olasılığı giderek azalır. Döllenme sonucu oluşan gebeliklerin yansı daha rahim dokusu içine yerleşmeden ya da çok erken dönemde düşükle sonuçlanır. Düşüklerin yüzde 80′inden fazlası ilk trimester içinde yani ilk 13 haftada meydana gelir. Risk ilk 8 haftada en yüksek değerdedir, gebelik 8′inci haftayı geçtikten sonra düşük riski giderek azalır.

Düşüğün belirtileri nelerdir?

Dr. Alper Mumcu: Düşüğün en önemli belirtisi kanamadır. Kanama olmadan düşük olmaz. Bunun tek istisnası missed abortus’tur. Embriyonun canlılığını kaybetmesine rağmen olayın bir kanama ve düşükle sonuçlanmamasına missed abortus denir. Gebelik ürününün uzun süre atılmadan kalması durumunda anne adayının hayatını tehdit edebilecek komplikasyonlar gelişebileceğinden son derece önemli bir durumdur. Tesadüfen ultrason incelemesinde saptanır. Düşüğün diğer önemli belirtileri ise ağrı ve doku pasajıdır. Vajinadan, kanla birlikte doku gelmesi tanısaldır. Ancak burada doku ile kan pıhtısı arasındaki ayrımın dikkatli yapılması gerekir. Eğer mümkünse düşürülen parçalar muayeneye giderken birlikte götürülmelidir. Tipik olarak şiddeti giderek artan ağrılar olur. Büyük parçaların rahim dışına atılmasıyla birlikte ağrı da azalarak kaybolur.

Düşük tanısı nasıl konur?

Dr. Alper Mumcu: Muayene ve ultrason incelemesiyle konur. Hamile bir kadında görülen vajinal kanama acil değerlendirmeyi gerektirir. Hastadan detaylı bir öykü alınarak gebelik yaşı hesap edilmeye çalışılır. Beraberinde ağrı ve parça düşme öyküsü araştırılır. Kan basıncı ve nabız gibi hayati belirtileri kaydedildikten sonra muayene edilerek kanamanın miktarı, rahim içinden gelip gelmediği, rahim ağzında açıklık olup olmadığı ve vajina içinde gebeliğe ait parça bulunup bulunmadığı araştırılır. Ultrason incelemesiyle bebeğe ait kalp atımlarının varlığı kontrol edilir. Düşük tanısına ulaşıldıktan sonra hastanın durumuna göre kürtaj yapılıp yapılmayacağına karar verilir. Kanama varlığında ayırıcı tanı çok önemlidir. Dış gebelik ve mol gebelik gibi anormal gebeliklerin varlığında da benzeri yakınma ve bulguların olabileceği akılda tutulmalı, uyanık olunmalı. Bazen tam olmayan düşük ya da kürtaj sonrası içeride kalan ufak parçaların atılmasını kolaylaştırmak ya da kanamayı azaltmak amacıyla rahim kasılmasını sağlayan ilaçlar verilebilir.

Düşük ciddi sorunlara yol açabilir mi?

Dr. Alper Mumcu: Bazı istenmeyen olaylarla karşılaşılabilir. Sevindirici olan düşüğe bağlı sorun riskinin son derece az olmasıdır. Düşüğe bağlı en önemli problem kanama ve enfeksiyondur. Düşük-sırasında kanama çok hızlı ve fazla miktarda olabilir. Gebelik yaşı ne kadar ileriyse kanama miktarının da o oranda fazla olması beklenir. Benzer şekilde tam olmayan düşüklerde de içeride kalan parçalar nedeniyle fazla kanama görülebilir. Kanamanın aşın olması ve geç müdahale edilmesi durumunda hayatı tehdit edebilecek ciddi sorunlar (şok gibi) görülebilir. Kanamanın yaratabileceği bir diğer sorun anemidir. Fazla kanama varlığında damar yolu açılarak sıvı hatta bazı durumlarda kan verilmesi gerekebilir. Enfeksiyon açısından ise en büyük risk içeride parça kalmasıdır. Canlılığını yitiren dokular bakterilerin üremesi için ideal ortam yaratır. Rahim bu parçalan atmaya çalışırken oluşan kasılmalar şiddetli kasık ağrısı olarak algılanır. Genelde parça düştükten sonra ağrı azalır ya da kaybolur. Enfeksiyon ciddi bir sorundur. Özellikle kendi kendine düşük yapmak amacıyla vajina içine yabancı cisim sokan kadınlarda ortaya çıkan sepsis (kan enfeksiyonu) ülkemizdeki anne ölümlerinin en önemli sebeplerinden biridir. İçeride parça kaldığından şüphe edilen durumlarda mutlaka antibiyotik tedavisi yapılmalıdır.

Düşüğün tekrarlama olasılığı nedir?

Dr. Alper Mumcu: Olguların çok büyük bir kısmında altta yatan neden sadece o gebelik ile ilgili olduğundan tekrarlayan düşüklerin görülme olasılığı çok yüksek değildir. Yapılan istatistikler her 36 kadından birinin 2 kere arka arkaya sadece tesadüfen düşük yapabileceğini gösteriyor.

Düşük sonrası kürtaj gerekli midir?

Dr. Alper Mumcu: Evet, çoğu zaman düşüğü takiben bir kürtaj yaparak içeride parça kalıp kalmadığından emin olmak yararlı olur. İçeride kalan parçalar kanamaya neden olabileceği gibi enfeksiyon için de uygun zemin hazırlar. Nadiren tam bir düşük varlığında, kanama kesilmişse ve utrasonda içeride parça kaldığını düşündüren bulgular yoksa kürtaj yapılmadan takip edilebilir.

Düşük sonrası kanama ne kadar sürer?

Dr. Alper Mumcu: Kanama miktarı azalarak 7-10 gün kadar sürebilir. Kürtaj yapılmışsa genelde 3-4 gün içinde kesilir. 10 günden uzun sürmesi durumunda yeniden değerlendirme gerekli olur. Bazı durumlarda kürtajı takiben hiç kanama olmayabilir. Kanama varlığında kötü bir kokusunun olmaması önemlidir. Koku varlığı rahim içi bir enfeksiyonu düşündürür.

Düşük sonrası ne zaman adet görülür?

Dr. Alper Mumcu: Bir sonraki adet kanaması 4-6 hafta sonra olacaktır. Hamilelik öncesi adetlerin düzensiz olması durumunda ilk periyot daha geç olabilir.

Kan uyuşmazlığı varlığında ek önlem gerekir mi?

Dr. Alper Mumcu: 6 haftadan küçük gebeliklerde ek bir tedavi gerekmez. Daha büyük gebeliklerde ise bebeğin Rh (+) olması durumunda annede bağışıklık sistemini uyarabilecek kadar kırmızı kan hücresi teması olabilir. Düşük olan bebeğin kan grubunu saptamak mümkün olmayacağı için bu tür durumlarda anti-D yapılması gerekir. Gebeliğin 13 haftadan büyük olduğu durumlarda tıpkı doğumda olduğu gibi ilk 72 saat içinde 300 mikrogram anti-D yapılırken, 13 haftadan küçük gebeliklerde 50 mikrogram yapılması yeterlidir.

Bunu okuyanlar şunları da okudu: