Mevsim geçişleri hemen herkes için aşırı yorgunluk hissi demek. Bu dönemde yataktan kalkmak ve gündelik işleri yapmak daha zorlaşır. Bahar yorgunluğunun daha fazla hissedilmesine neden olan bir diğer önemli unsurda gebelik. Gebeler, mevsim geçişlerinde, diğer kişilere göre iki kat daha fazla yorgunluk hissediyor…
Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli

Anne adaylarında gebeliğin ilk dönemlerinde görülen yorgunluk genellikle gebeliğin devamını sağlayan hormon seviyelerindeki yükselme ile ilgilidir. Bununla birlikte kansızlık, tiroid hormon eksikliği gibi hastalıklar varsa bu süreç biraz daha ağır seyreder. Zaten yoğun gebelik hormonları etkisi altında olan anne adayı, içine girdiği yeni sürecin psikolojik etkileriyle birlikte kendini normalden daha fazla halsiz, isteksiz, belki de sinirli hisseder. Bu geçiş döneminde mutlaka anne adayına destek olunması, daha anlayışlı davranılmaya çalışılması önem taşır.

Stres daha da artıyor
Bu dönemde gebeliğin devamını sağlayan progesteron hormonu, anne adayını zaten bir miktar mutsuz hissettiriyor. Vücut su tutuyor, bağırsak hareketleri yavaşlıyor, el ve ayaklarda şişlik oluyor. Kişiler isteksizleşiyor ve iş hayatındaki streslere karşı daha tahammülsüzleşiyor. Bu ruh durumu içinde bulunan kişide baharın gelmesiyle oluşan hormonal değişiklikler kendini daha fazla belli ediyor. Hamilelik hormonları bu duruma yol açmasa da, var olan tabloyu biraz ağırlaştırıyor. Bahar yorgunluğunun yanı sıra gebeliğin kişiye yüklediği stres, bilinmezlik, sağlıklı bir çocuğa sahip olunup olunmayacağı endişesi, hem çalışan hem ev işlerini yapan gebe kadının normalden fazla harcadığı enerji, kişinin bazal metabolizmasının artması gibi faktörlerin de etkili olduğunun unutulmaması gerekiyor.

Ayırmak mümkün değil
Hamilelik kaynaklı yorgunlukla bahar yorgunluğunu birbirinden tamamen ayırmak mümkün değil. Bunlar birbirinin içine geçmiş, örtüşen, karşılıklı etkileşen tablolar. Bu durum kadının yaşadığı mekanın şehir ya da kasaba olmasından da bağımsız yaşanıyor. Bu noktada hayat kalitesi büyük önem taşıyor. Yaşam şartları ne kadar iyi ve doğala yakınsa, refah koşulları ne kadar sağlanabiliyorsa durum o kadar iyi. Ama tabii ki günümüz şartlarında özellikle büyük kentlerdeki koşuşturma, kalabalık, trafik, hava ve çevre kirliliği, yaşam koşullarının zorluğu, ekonomik sıkıntılar gibi sorunlar had safhaya çıktıkça yorgunluğun şiddetinin artması kaçınılmazlaşıyor.

Bunu okuyanlar şunları da okudu: