Dünyada her yıl 17 milyon, Türkiye’de ise 200 bin kişi hayatını kaybediyor. Kalp rahatsızlığına karşı uzmanlar düzenli beslenmeden spor yapmaya, alışkanlıkları değiştirmeden pozitif düşünmeye kadar birçok tavsiyede bulunuyorlar.

Kanserden daha fazla ölüme sebebiyet veren kalp rahatsızlıklarını bugünün bilim teknolojisiyle %99’a kadar önlemek mümkün.

Eğer insanlar iyi beslenir ve düzenli spor yaparlarsa yine %99 oranında kalp krizi geçirmezler. Peki bunu nereden çıkarıyoruz? Dünyada bize benzeyen hayvanlara bakarak da bu sonuca varılabilir diyor bilim. Örneğin kalp krizişempanzelerle olan gen benzerliğimizin oranı %98.4; yani neredeyse aynı. Ancak şempanzeler hiç kalp krizi geçirmezler. Bunun en büyük sebebi %95 oranında otla yani doğal besleniyor olmalarıdır. Yani ağırlıklı olarak bitkisel beslenme alışkanlığına sahipler. Fakat onların da bizim gibi beslendikleri durumlarda yani et, un ve şeker gibi gıdaları tükettiklerinde kalp krizi geçirme olasılıkları oluyor. Bu durum diğer memeliler için de geçerli. Örneğin köpekler de kalp krizi geçirebilirler. Hatta birçok evcil köpek kalp krizinden ölür. Çünkü genetik olarak kalp krizine çok yatkındırlar. Durumu insanlarla kıyaslamak adına doğada serbest yaşayan topluluklara da bakılabilir. Brezilya ve Afrika ormanlarında yaşayan kabilelerde kalp krizinin neredeyse hiç yaşanmadığı gözlemlenmiştir. Aynı durum Çin’in kırsal bölgeleri için de geçerlidir. Demek ki insanlar beslenmeye dikkat ederlerse kalp krizi riski azalıyor. Buna sporu da eklediğinizde kalp krizi oranı ciddi oranda düşüyor.

Kalp krizine karşı nasıl beslenmeliyiz?

Beslenme ağırlıklı olarak bitkisel olmalıdır. Çünkü insanoğlu ot yemeye evrimleşmiş bir canlı grubudur. Özellikle diş yapımız sebze, meyve ve ot tüketmeye evrimleşmiştir. Yırtıcı dişlerimiz bulunmamaktadır. Aynı

Kalp krizine karşı bitkisel beslenme en iyi çözüm.

Kalp krizine karşı bitkisel beslenme en iyi çözüm.

şekilde bağırsak uzunluğumuz da et hazmetmeye uygun değil. Dolayısıyla ağırlıklı olarak bitkisel beslenirsek öncelikle kan kolestrolümüz düşecek, kan şeker seviyemiz düşecek ve hepsinden önemlisi yüksek tansiyon sorunumuz hallolacak. Çünkü kalp krizi dediğimiz zaman tetikleyici risk faktörleri akla gelir. İlk olarak sigara akla gelse de bu bağlamda yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve kolestrol yüksekliği kalp krizine yol açan önemli etkenlerdir. İşte bitkisel beslenme ve yağı azaltma bu faktörleri ortadan kaldırıyor.

“Yapacak bir şey yok” denilen hastalar iyileşebiliyor

Konuyla ilgili Amerikalı profesör Esselstyn, 10’u doktor 29 tane kalp damarları ileri seviyede tıkanmış hastayı kliniğine alıyor. Bu hastalar, doktorlar artık “Yapacak bir şey yok” dedikleri türden hastalar. Ancak

Esselstyn beslenmeye dikkat edilirse kalp rahatsızlığının önüne geçilebileceğini kanıtladı.

Esselstyn beslenmeye dikkat edilirse kalp rahatsızlığının önüne geçilebileceğini kanıtladı.

Esselstyn bu hastaları alıp tamamen bilkisel beslenmeye dayalı bir diyete alıp yağı kesiyor. 3 yıl sonra da bu hastaların damarlarının açılmaya başladığını anjiyotik olarak ıspat ediyor. Yapılan testlerde hastalardaki eski darlıkların kaybolduğu gözleniyor. Bu durum göz önünde bulundurularak hem her şeyi yemek isteyen, hem de kalp rahatsızlığı yaşamak istemeyen insanların bir tercih yapmaları gerektiği vurgulanabilir. Çünkü doktorların en büyük şikayeti, kalp rahatsızlığıyla gelen hastaların yemekten feragat etmek istememeleri ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmeye yanaşmamalarıdır. Bu bağlamda bu hastalara daha somut bir örnek vermek gerekirse vejeteryanların kalp krizine daha az yakalandıkları örneği verilebilir.

Bunu okuyanlar şunları da okudu: