Panik bozukluğu olan hastalarda ortaya çıkan beklenmedik panik ataklar, kişinin “Aklımı kaybedeceğim”, “Kalp krizi geçiriyorum”, “Ölmek üzereyim” gibi hisler yaşamasına sebep oluyor. Bir kez panik atağı geçiren hastaların büyük kısmı tek başına sokağa çıkmaz hale geliyor.

Panik bozukluğu nedir?

Prof. Dr. Mert Savrun: Panik bozukluğu, panik ataklarıyla seyreden bir psikiyatrik rahatsızlık. Panik bozukluğunda beklenmedik panik atakları görülür. Bu ataklar sırasında kişi ya aklını kaybedeceğini, delireceğini, kontrolünü kaybedeceğini düşünür. Ya da o sırada kalp krizi, beyin kanaması geçirdiğini, ölmek üzere olduğunu hisseder. Ayrıca daha önce bahsettiğimiz çarpıntı, terleme, boğuluyor gibi olma gibi panik atağının diğer belirtilerini de yaşar. Panik bozukluğu tanısının konması için hastanın en az 1 ay süreyle sürekli panik atağı geleceği endişesiyle yaşaması gerekiyor.

Panik bozukluğu kişinin günlük yaşamını nasıl etkiler?

Prof. Dr. Mert Savrun: “Aklımı kaybedeceğim”, “Öleceğim” gibi düşünceler hastanın moralinin sürekli bozuk olmasına yol açar. Panik atağı geleceği endişesi, günlük hayatım değiştirir. Örneğin hastaların büyük bir kısmı, bir kez panik atağı geçirdikten sonra yalnız kalmaya çekinir. Tek basma sokağa çıkamaz. Yanında sürekli su veya ilaç taşır. Elleri sürekli nabızlarını sayar. Sık sık tansiyon ölçtürür. Cep telefonsuz asla duramaz. Uzun mesafeli seyahatlere gidemez. Genellikle uçağa, otobüse, minibüse binemez. Metro gibi kapalı alanlarda şiddeüi sıkıntı duyar. Hastalanacağı korkusuyla cinsel ilişkiye girmekten kaçınır. Bütün bu davranış değişikliklerinin sonucunda hastanın iş ve aile performansı bozulur. Olabildiğince ev dışına çıkmamaya çalışır. İşlerim erteler. Tedavi edilmemiş hastaların bir kısmı mevcut işlerini bırakarak ya çalışmazlar ya da aslında kendilerine uygun olmayan ama evlerine yakm olan işlerde çalışır. Bu hastalığın psikiyatrik olmadığına inanan hastalar sürekli hastaneleri dolaşır. En ufak bir belirti yaşadığında hemen acile koşar. Genellikle gezmeye gittikleri yerlerin çevresinde hastane bulunmasına dikkat eder. Hastaneye uzak olduğu için evini satıp hastane yanında bir eve taşman hastalar bile biliyorum.

Panik ataklarının sayısı var mı? Günde kaç kez panik atak geçirilir?

Prof. Dr. Mert Savrun: Panik bozukluğu olan hastalarının panik atağı geçirme sayısı değişir. Bazı hastalar haftada veya 15 günde bir atak geçirirken, bazı hastalar günde 5-10 kez panik atağı yaşayabilir.

Panik bozukluğu toplumda hangi sıklıkta görülür?

Prof. Dr. Mert Savrun: Öncelikle kendi klinik gözlemlerinden bahsedeyim. Psikiyatriye ilk başladığım yıllarda çok az sayıda panik bozukluğu yaşayan hastayla karşüaşıyordum. Ancak ilerleyen yıllarda panik bozukluğu olan hastalarımın sayısı çok arttı. Bugün klinik pratiğimde zamanımın çoğunu panik bozukluğu olan hastalara ayırıyorum. Bu gözlem panik bozukluğunun yıllar içinde arttığı anlamına gelmemeli. Muhtemelen bu hastalık daha yakından tanındıkça, hastaların psikiyatriye başvurma oranları artıyor. Yapüan çalışmalarda toplumda panik bozukluğu görülme oranı yüzde 3-5 arasında değişiyor. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanıyor.

Panik bozukluğu hangi yaşlarda daha sık görülür?

Prof. Dr. Mert Savrun: Panik bozukluğu her yaşta görülebilmekle birlikte, 15-25 ve 25-45 yaş arasında daha sık ortaya çıkıyor. 20-30 yaş arasında başlaması sık görülür. Ancak hastalar ayrmtüı olarak muayene edildiğinde, ilk belirtilerin çok daha önce başladığı fark edilebüir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte panik bozukluğu görülme oranı düşer.

Panik bozukluğunun sebebi nedir?

Prof. Dr. Mert Savrun: Panik bozukluğunun nedeni bugün için henüz kesin olarak bilinmiyor. Ancak bu, hastalığın nedeni konusunda hiçbir şey bilmediğimiz anlamına gelmiyor. Hastalığın sebepleri konusunda çok sayıda veriye sahibiz. Panik bozulduğuyla ilgüi bilgileri daha ayrmtüı anlatmak istiyorum. Ancak sadece panik bozukluğunda değü bütün psikiyatrik hastalıkların ortaya çıkışında genel kabul gören bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum. Psikiyatrik hastalıkların oluşumunda iki temel şart, bünyesel yatkınlık ve bunun üzerine binen stres faktörleridir. Eğer kişide hastalığa bünyesel yatkınlık çok ileri düzeydeyse, en ufak bir zorlanmada dahi hastalık ortaya çıkabilir. Çevremizde gördüğümüz veya kendimizde fark ettiğimiz, hiçbir derdimiz yokken hastalanma durumu bu şekilde izah edilebilir. Eğer kişinin hastalığa bünyesel yatkınlığı yoksa bu kişiler ancak çok zorlanma durumlarında hastalanabilir. Hastalığın başlangıcında hangi hayat olaylarının, hastalığı etkilemekte olduğu bilinmiyor. Fakat aile efradından birinin, bir komşunun veya tanıdık birinin ölümüyle panik bozukluğunun tetiklendiğine sıkça şahit oluyoruz.

Panik bozukluğu bir beyin hastalığı mı?

Prof. Dr. Mert Savrun: Bütün psikiyatrik rahatsızlıklar beynin hastalığıdır. Panik bozukluğunda da, o sırada veya geçmişte ne yaşarsak yaşayalım, bir şekilde beynimiz etkilendiği için hastalanırız. Dua okurken de beynimizde değişiklik olur, sigara içtiğimizde de, üzüldüğümüzde de, terapi gördüğümüzde de veya ilaç kullandığımızda da beynimizin kimyası değişir. Yani kısaca şunu söylemek isterim ki, psikolojik veya fiziksel gibi ayrımlar yapaydır. Ne olursa olsun, bütün davranış, duygu ve düşüncelerimiz, beynimizin kimyasının değişmesiyle meydana gelir.

Ailesinde panik atak olanlarda bu soruna daha mı sık rastlanıyor?

Prof. Dr. Mert Savrun: Evet, bazı ailelerde panik atağına daha sık rastlanabilir. Ancak hastalık direkt olarak genlerle geçmez. Sadece panik atağa duyarlılık genetik olarak geçer. Peki, niye bazı ailelerde daha fazla rastlanıyor? Muhtemelen o ailenin bireyleri aynı çevre koşullarını paylaşıyor ve yine benzer streslerle karşı karşıya geliyor.

Paylaş

0
Shares

Bu konuyla ilgili diğer yazılar: