Hangi hastalar ameliyat edilmeli?

Prof. Dr. Süleyman Ataus:

Prostatı büyüyen her hasta ameliyat edilmemeli. Prostatın yaşla birlikte ağırlığının artması doğal bir süreç. Sıklıkla karşılaştığımız durumlardan biri şu: Herhangi bir nedenle ultrason çektiren kişilerin raporlarında yazan ‘prostat büyümüştür’ notunu görerek telaşlanmaları, hatta bazen başka uzmanlık dallarınca ürolojiye yönlendirilmeleri. Çünkü sorun büyüyen prostatın işeme yakınmalarına yol açması, işeme sorunları nedeniyle yaşam kalitesinin örneğin uyku düzeninin, sosyal hayatın bozulmasıdır. Kaldı ki bu durumlarda bile yakınmaların derecesine göre ameliyat ilk tedavi seçeneği olmayabilir. Hafif dereceli yakınmalarda ilaç tedavileri ilk tedavi seçenekleridir. Zorunlu ameliyat nedenleri arasında ciddi işeme yakınmaları olanlar, ilaç tedavisine rağmen şikayetlerinde düzelme olmayanlar, sonda takılmak zorunda kalman hastalar, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve kanaması olanlar, birlikte mesane taşı olanlar ve en bu nedenle böbrek işlevlerinde bozulma saptanan hastalar sayılabilir.

Kaç tür prostat ameliyatı var?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Genel olarak prostat büyümesi nedeniyle yapılan ameliyatlar açık ve kapalı olarak ikiye ayrılabilir. Bir başka ayrım da şu:
1) Ameliyat sonrası prostat dokusu çıkarılanlar.
2) Doku çıkarılmadan lazer, ses dalgası gibi enerji kaynakları kullanılarak prostatı buharlaştıran yöntemler.

Ameliyatlar riskli mi?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Her yöntemin kendine özgü artı ve eksileri var. Az önce saydığımız bütün yöntemlerin birer cerrahi girişim olduğu unutulamamalı. Bütün cerrahi işlemlerde olduğu gibi prostat ameliyatlarında da komplikasyon olarak tanımlanan ve işlem öncesi öngörülemeyen bazı olumsuz durumlarla karşılaşılabilir. Komplikasyon olasılığını en aza indirmek için hastanın prostatına ve genel sağlık durumuna en uygun yöntemin seçilmesi esastır. Burada bilinmesi gereken en önemli nokta, bütün prostat hastaları için uygun tek bir yöntemin olmadığıdır. Ameliyatın başarısını belirleyen şey hastaya en uygun tedavi yönteminin seçilmesidir.

Ameliyat cinsel yaşamı nasıl etkiler?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Prostat ameliyatlarından sonra kişüerin cinsel yaşamlarının bittiği bilgisi doğru değil. Ameliyat öncesi cinsel sorunu olmayan hastalarda genellikle bir sorun görülmez, iyi huylu prostat büyümesinden ziyade prostat kanseri nedeniyle yapılan ameliyatlar sertleşme sorunlarına yol açabilir. Prostat ameliyatlarından sonra cinsel açıdan daha sık görülen sorun cinsel ilişki sonrası meninin dışarı çıkmamasıdır. Bu durumda boşalma geriye yani idrar torbasma doğru olur ve ilk idrarla da dışarı atılır. Ancak bu durum cinsel ilişkiden alman haz duygusunu (orgazmı) etkilemez.

Kapalı ameliyat yöntemleri neler?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Kapalı prostat ameliyatı (TUR) iyi huylu prostat büyümesinde en sık kullanılan cerrahi yöntemdir. Genel ya da bölgesel anesteziyle yapılan bu ameliyatta, işlem için yapılmış özel bazı aletlerle ön idrar yolundan girilir. Elektrik akımıyla prostat küçük parçalar halinde kesilir. Aynı anda oluşan kanamalar yine elektrik akımı yardımıyla durdurulur. İşlem bir ekrandan 10 kattan daha fazla bir büyütme altında görülerek yapılır. Daha sonra idrar torbası içinde biriken prostat parçaları vakumla yıkanarak dışarı alınır ve patolojik incelemeye gönderilir, işlemin sonunda sonda takılır ve 1-2 gün bırakılır.

Lazer yönteminde ne yapılıyor?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Lazer yönteminde de kapalı prostat ameliyatında olduğu gibi ön idrar yolundan girilir. Bu işlem de genel ya da bölgesel anesteziyle yapılır. Kullanılan lazerin dalga boyuna göre farklı renkte ışık oluştuğu için yeşil, kırmızı ışık lazer gibi tanımlamalar yapılır. Aslında hepsinde lazer enerjisiyle oluşan yüksek ısı nedeniyle prostat dokusu buharlaştırılır. Buharlaşarak yok olan doku nedeniyle idrar yolu genişler ve hastanın idrar yapmasını kolaylaştırır. Bu yöntemin dezavantajı prostat dokusu çıkarılamadığından patolojik değerlendirme imkanının olmamasıdır. Bu nedenle işlem öncesi hasta prostat kanseri açısından mutlaka incelenmiş ve hatta gerekiyorsa biyopsi yapılmış olmalıdır.

Lazer ve TUR’un diğer farklılıkları neler?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Kanama, hastanede kalış süresi, TUR sendromu başlıca farklılıkları olarak söylenebilir. Lazer daha az kanamalı, hatta aspirin ve benzeri kanı sulandıran ilaçları alan hastalarda ilaçları kesmeden yapılabilir, işlem sonrasında da TUR yapılan hastalarda kısa bir süre devam eden kanamaya lazerde çok daha az rastlanır. Lazer hastanede 1 gün kalınmasını gerektirebilir ama bazı hastaları aynı gece eve göndermek de mümkündür. TUR sırasında mesane içine verilen bazı sıvıların işlem sırasında kesilen alandan açüan damarlardan emilerek dolaşım sistemine geçmesi TUR sendromu olarak adlandırılan ve hemen tedavi edilmesi gereken bir tabloya yol açabilir. Bu durum işlem sırasında kullanüan sıvıların içeriğinin değiştirümesi ve ameliyat tekniğindeki iyileştirmelerle birlikte yok denecek kadar azalmakla birlikte potansiyel olarak mümkün. Ancak lazerle ilgili şunu da eklemek gerekir: TUR’a oranla daha az yan etkileri olan bir tedavi yöntemi olmakla birlikte ameliyat sonrası bazı hastalarda birkaç günden birkaç haftaya kadar uzayabilen idrar yakınmaları görülebilir.

Lazer yaygın kullanılan bir yöntem mi?

Prof. Dr. Süleyman Ataus: Lazer yönteminin bütün dünyada giderek yaygınlaştığını söylemek yanlış olmaz. Lazer teknolojisindeki gelişmelerle birlikte başlangıçta kullanılan düşük güçlü lazerlerin yerini günümüzde daha güçlü lazerler almaya başlamıştır. Bu sayede daha kısa sürede daha çok doku buharlaştırma olanağı doğmuştur.

Bunu okuyanlar şunları da okudu: